Zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 03.03.2009 yerine 16.02.2009 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Her ne kadar Tebliğnamede, kararın sanık tarafından da temyiz edildiği belirtilmiş ise de, sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan dilekçede hükmün onanmasının talep edildiği, incelemeye konu kararın yalnızca katılan vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılarak yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, sanık savunmasının tespit edildiği tarih 13.02.2012 olmasına karşın, hükümde 18.07.2011 olarak gösterilmiş ise de; 13.02.2012 tarihi ile karar tarihi arasında 8 yıldan uzun bir süre bulunması, bu iki tarih arasında zamanaşımı süresini kesen ya da durduran başkaca bir işlemin de bulunmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, sonucu itibarı ile ... bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2019/218 Esas, 2020/411 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.