Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2015 tarihli ve 2014/425 Esas, 2015/565 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.07.2020 tarihli ve 14-2016/106205 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
O yer Cumhuriyet savcının temyiz isteminin; mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarının daha samimi ve gerçeğe uygun olduğu yine mağdurenin olayı anlattığını, tanık Şehma’nın, mağdurenin beyanlarını doğrular tarzda ifade verdiğini, yine sanığın polisteki beyanında kız kardeşi mağdureye yatarken birkaç kez sarıldığını söyleyerek tevilli ikrarda bulunduğunu, tüm bu beyanlar ve toplanan delillere göre sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu görülmüştür.
1. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2014 tarih 2014/8482 sayılı iddianamesi ile sanığın mağdurenin ağabeyi olduğu 2008 yıl ile 01.12.2013 tarihleri arasında ağırlıklı olarak mağdurenin uyuduğu sırada odasına girip yanına yatmak suretiyle elbiselerinin üzerinden mağdurenin göğüs ve cinsel uzvunun bulunduğu bölgeleri elleyip okşamak, kendi cinsel organını mağdurenin kıyafetinin üzerinden mağdurenin vücuduna bastırdığı şeklindeki anlatımla sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Yargılama neticesinde Mahkeme tarafından, mağdurenin suçlamalarını daha sonra geri aldığı, çelişkili ifadeler verdiği, bu yüzden ruh sağlığının bozulup bozulmadığına dair Adlî Tıp Kurumu tarafından raporun dahi verilemediği, mağdurenin hazırlık aşamasındaki soyut, çelişkili ve güvenilmez iddiaları dışında sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan mahkûmiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçe ve değerlendirmesiyle sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiş olup, bu sebeple Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2015 tarihli ve 2014/425 Esas, 2015/565 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.