Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde ; davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu aracın tek taraflı trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı annenin destek tazminatını 34.887,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... şirketi vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 09.12.2015 tarihli 2014/849-2015/953 sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüyle, davacı ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacı ...'in asıl ve ıslahla açılan davasının kabulü ile 34.887,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 14.02.2019 tarih ve 2016/5246- 2019/1494 sayılı kararı ile; TBK 52. maddesi uyarınca, ceza dosyası getirilip birlikte değerlendirilerek emniyet kemeri takmamak suretiyle zararı artırıp artırmadığı, desteğin müterafik kusuru olup olmadığının hükümde irdelenip tartışılması, müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; toplanan bilgi ve belgeler doğrultusunda desteğin müterafik kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle bozma öncesi verilen hükümle aynı hüküm kurulduğu belirtilerek ; davanın kısmen kabulüyle, davacı ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacı ...'in asıl ve ıslahla açılan davasının kabulü ile 34.887,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce hasar dosyası kapsamında davacıya 12.08.2013 tarihinde 13.284,00 TL ibraname karşılığında ödendiğini, fahiş fark olmadığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, desteğin müterfik kusuru olduğu halde indirim yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yolcunun vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve devamı maddeleri.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.