Esastan ret

Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesi ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 1986 yılında dava dışı ... ’dan dava konusu 12373 ada 8 parsel sayılı taşınmazı 250.000,00 ETL bedel karşılığında satın aldığını ve bedel olarak karşılığında 12 adet senet keşide ettiğini, taşınmazı satın aldığı tarihlerde hisseli tapularda devir işlemleri yapılamadığından taşınmazı müvekkilinin kendisi adına tapuya tescil ettirmediğini, daha sonra dava dışı ... ’ın taşınmazın ifraz işlemleri için üçüncü kişilerle anlaşma sağladığını, müvekkilinin taşınmaz üzerine 2,5 katlı bina yaptırdığını ve bu binada 30 yıldır yaşadığını, ifraz işlemleri tamamlanmadan ... ’ın kimsesiz ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, mirasçılarına ulaşılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin daha sonra taşınmazın davalılar adına tescil edildiğini öğrendiğini belirterek adı geçen taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

1. Davalılardan ... Gayrimenkul Yatırım Ltd. Şti. vekili, cevap dilekçesinde; taşınmazın önceden dava dışı ... adına kayıtlı olmadığını, taşınmaz üzerine yapılan binaya ses çıkarılmamış olmasının davacının iyi niyetli olduğunu göstermeyeceğini, ayrıca iyi niyet savunmasının muhatabının da müvekkilinin kendisi olamayacağını ve müvekkilinin taşınmazı tapu kaydına güven ilkesi ile iktisap ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalılardan Kartal Belediyesi vekili, cevap dilekçesinde; davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmiş olduğunu ve davacının iddialarının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli ve 2016/460 Esas, 2020/291 Karar sayılı kararında belirtilen "...senetlerin dava konusu taşınmaza ilişkin olduğuna dair bir tespit ve ilişkilendirme yapılamadığı, imar uygulamaları neticesinde davalı belediyeye ait olan hisselerin başka taşınmazlardan geldiği, müteveffa ... 'dan intikal eden hisselerin önce dava dışı başka bir şirkete satıldığı daha sonra davalı şirket tarafından satın alındığı, eldeki davada davalı ... yönünden husumet yokluğunun bulunduğu, tapu kayıtlarına güven ilkesi gereğince şirketin taşınmazı satın alan iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/3482 Esas, 2022/298 Karar sayılı kararında belirtilen "...davanın yöneltildiği ... ve ... Gayrimenkul Yatırım ünvanlı şirketin tapu maliki sıfatıyla davada yer aldığı, harici satış sözleşmesinin borçlusu veya mirasçılarının ise davada yer almadığından ... 'ın ölüm tarihinin belirlenemediği ancak dosya içinde harici satış borçlusu ... 'ın ölüm tarihinin belirli olmadığı, taşınmazın mirasçılarına intikal tarihinin tapu kayıtlarında 2002 yılında yapıldığı, harici satış sözleşmesinin yapıldığı iddia edilen 1989 senesinden itibaren 20 yıllık süre geçmeden mirasçılara intikalinin sağlandığı, dolayısıyla taşınmazın zilyetlikle kazanımı için öngörülen 20 yıllık süreden evvel mirasçılara intikal etmiş olduğu, zilyetlik ve kazanım koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporunun esas alındığını,

2. Mevcut delillerin değerlendirme dışı bırakıldığını,

3. Her ne kadar taşınmazın satın alındığına yönelik harici bir belge dosyaya sunulmamış ise de senetlerle bunun sabit olduğunu,

4. Tanık beyanlarının haklılıklarını ortaya çıkardığını,

5. Taşınmaz için biçilen değerin oldukça düşük olduğunu,

6. Hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesi ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.