HÜKÜMR: Esastan ret

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 2011/60429 başvuru numaralı “doremi” ibareli 35. sınıfta, 97/000963 başvuru numaralı “doremi” ibareli 25. sınıfta tescilli, 86/095151 başvuru numaralı “baysallar doremi” ibareli 25. sınıfta tescilli, 2003/06644 başvuru numaralı “doremi şekil” ibareli 05 / 06 / 08 / 16 / 22 / 33 / 34 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 42 / 43 / 44 / 45 sınıflarında tescilli markaların da dahil olduğu 19 adet tescilli markanın da sahibi konumunda olduğunu, davalı adına tescilli “lüxdrm” markasının müvekkili adına tescilli “doremi” markası ile aynı marka olduğunu, davalının kötü niyetli tescili söz konusu olduğunu belirterek 2014/63518 Luxdrm markasının benzerlik ve kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne, kayıtlardan terkinine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu doremi markasının müvekkilinin luxdrm markası arasında görsel işitsel, anlamsal açıdan bir benzerlik olmadığını, markaların birbirinden farklı olduğunu, doremi ibaresi ile herhangi bir benzerlik olmadığını, kötü niyetin bulunmadığını belirterek yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel ve işitsel olarak bir benzerlik bulunmadığından ve kötü niyetli tescil olduğuna ilişkin bir delil de olmadığından, davalı taraf markası farklı bir nitelikte olduğundan yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markaların benzer olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, mahkemece yeterli araştırmanın yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, kötü niyetli tescil ve iltibas iddiasına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.