...

Ret

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... köyünde bulunan dava konusu 109 ada 10 parsel, 108 ada 42 parsel ve 105 ada 6 parsel sayılı taşınmazların davacıya dedesinden intikal ettiğini, kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak Hazine adına tescil gördüğünü ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

Davalılar cevap vermemiştir.

Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.07.2014 tarihli ve 2012/251 E. 2014/121 K. sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.04.2017 tarihli ve 2015/7838 Esas, 2017/2069 Karar sayılı kararıyla; “... öncelikle davacı tarafa dava dilekçesini ve davasını hangi sebebe dayandırdığı, başka bir ifade ile hangi gerekçe ile taşınmazların adına tescilini talep ettiğini açıklaması için süre ve imkan tanınmalı, bundan sonra tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları ile tespit tarihine en yakın tarihli uydu fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri ile jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde aykırılık giderilmeye çalışılmalı; 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazların dava konusu edilen bölümleri ile diğer bölümleri ve komşu taşınmazlar ile ayrı ayrı karşılaştırmalı olarak toprak yapısı ve niteliğini belirten ve önceki raporu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların niteliği ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ve taşınmazların kullanım durumunu, uydu fotoğraflarının incelenmesi sureti ile de tespit gününde dava konusu taşınmazlarda kullanım bulunup bulunmadığını kesin olarak belirtir şekilde rapor alınmalı; HMK'nın 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmazlar ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, tapu kayıt maliki olmadığı halde ...'nin Mahkemece re'sen davaya dahil edilerek aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi dahi isabetsizdir” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların davacıya dedesinden kaldığını beyan etmiş olmalarına karşın ziraat bilirkişi kurul raporu ve hava fotoğrafları doğrultusunda hazırlanan harita bilirikişi raporlarına göre 2008 yılında kesinleşen kadastro tespitinden geriye doğru 20 yıl öncesinde taşınmazların imar-ihya edilmediği, Kadastro Kanunu'nda belirtilen emek ve para harcayarak imar ihya edilme ve ekonomik amaca uygun şekilde kullanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davacıya miras yolu ile intikal ettiğini, arazilerin zorlu fiziki koşullarının göz ardı edilerek sadece hava fotoğraflarının yorumlanması ile karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dava, kadastro tespiti öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 713/1 inci; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddeleri.

1. ... köyünde bulunan dava konusu 109 ada 10 parsel, 108 ada 42 parsel ve 105 ada 6 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında tarım arazisi haline dönüştürülmeleri mümkün olan yerlerden oldukları belirtilerek ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.

2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'a tabi davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.