Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/09/2008 gün ve 2005/386-2008/495 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.09.2010 gün ve 2008/13397 - 2010/9079 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin diğer davalı anonim şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, müvekkilinin davalı ...'dan 23.05.2000 tarihinde 10.000.000.000.-TL kıymetindeki şirket sermayesinde sahip olduğu 1.250 adet ve 1.250.000.000.-TL nominal bedelli % 12,5 hissesini satın aldığını, davalı ...'ın da kendisine ait 50.000.000.000.-TL kıymetinde sermayesinde sahip olduğu 6.250 adet ve 6.250.000.000.-TL nominal bedelli % 12,5 hissesini 30.10.2003 tarihinde müvekkili şirkete satarak bedelini aldığını, ihtarnamelere rağmen toplam % 25 pay devrinin şirket pay defterine yazılmadığını ileri sürerek, davacının mevcut şirket sermayesine göre % 25 oranında hissedar olduğunun tespiti ile şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan 23.05.2000 tarihli sözleşmenin aynı taraflar arasında yapılan 21.05.2000 tarihli başka bir sözleşme uyarınca şarta bağlı olarak yapıldığını, ancak her iki sözleşmenin de geçerli olabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, kaldı ki davacının hisse bedelinin tümünü müvekkiline ödemediğini ve ödediği kısmi bedeli de müvekkilinden geri istediğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini, davacı talebinin zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, şirket pay defterine kaydın anonim şirketten istenebileceğini, müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, davacının müvekkilinden satın aldığını iddia ettiği hisse bedelini tam olarak ödemediğini, kaldı ki davacının yaptığı kısmi ödemeleri de müvekkilinden geri istediğini, davalı şirketin 4628 sayılı Kanun'a tabi olup EPDK'dan hisse devrine dair izin alınamadığını, BK'nun 117. maddesi gereğince imkansızlık bulunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı tarafından hisse sattığı iddia olunan diğer davalılar ile birlikte müvekkili şirkete usulünce bir başvuru olmadığını, BK'nun 126. maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin geçtiğini, hisse devrine idarenin izin vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı anonim şirket anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da kıymetli evrak niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre alacağın temliki suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle hisse devir sözleşmelerinin feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket pay defterine tesciline karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.

Bu kez davalılar vekili yeniden karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 26.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.