Kısmen kabul
SAYISI: 2016/141 E., 2020/135 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kırşehir'de ikamet ... ticaret ile uğraştığını, Gözde Optik unvanlı işyeri sahibi olduğunu, davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu, müvekkilinin davalı Kırşehir ... A.Ş. Şubesi'ne 28.09.2015 tarihinde 111.121,35 TL, 30.09.2015 tarihinde 390.000,00 TL, 12.10.2015 tarihinde 250.005,35 TL olmak üzere vadeli mevduat hesabı açtırdığını, yatırdığı paraların vadesi dolması üzerine banka şubesine gittiğini, hesaplarının boş olduğunu öğrendiğini, daha önce de söz konusu hesaplara hiçbir şekilde para girişi olmadığını ve banka çalışanlarından ... ...'ün işten ayrıldığını öğrendiğini, halen banka çalışanlarından ...'a durumu sorması üzerine karışıklık olduğunu, banka çalışanı ... ... ile konuşacağını ve söz konusu paranın ödeneceğini söylediğini, müvekkilinin yasal süreci başlatarak Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, ilgililer hakkında 2015/731 sayılı soruşturmanın devam ettiğini, her defasında müvekkilinden parayı teslim ... banka çalışanlarının, gerekli işlemleri yaparak paranın hesaba yattığını söyleyerek ıslak imzalı ve kaşeli banka hesap cüzdanını teslim ettiklerini, Cumhuriyet Başsavcılığında hesap cüzdanları üzerinde imza incelemesi yaptırdığını, imzalardan birinin davalı banka çalışanı ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, davalı bankaya 09.12.2015 tarihinde Kırşehir 3. Noterliğinin 11683 yevmiye numarası ile ihtar çekerek dava konusu paraların faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davalı bankanın 16.12.2015 tarihli Beyoğlu 31. Noterliğinin 44550 yevmiye numaralı cevabi ihtarı ile talebinin değerlendirileceğinin bildirildiğini, davalı bankanın müvekkilini sürüncemede bırakarak mağduriyetine neden olduğunu iddia ederek söz konusu paraların avans faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan hesap cüzdanı olduğu iddia edilen belgenin, müvekkili banka tarafından düzenlenmediği gibi söz konusu belgede geçen tutarların da hiçbir şekilde bankaya yatırılmamış olduğunu, 12.10.2015 açılış tarihli 250.005,37 TL tutarlı söz konusu belgede yer ... 40831739 numaralı hesabın ...'a ait olduğunu, hesabın 17.05.2015 tarihinde açıldığını, ancak 12.10.2015 tarihinde söz konusu hesapta hiçbir hareketin bulunmadığını, 30.09.2015 açılış tarihli 390.000,00 TL tutarlı söz konusu belgede yer ... 40761853 numaralı hesabın ... Erten'e ait vadesiz hesap olduğunu, hesabın 14.05.2013 tarihinde açıldığını, ancak hesapta hiçbir hareketin bulunmadığını, 28.09.2015 açılış tarihli 111.121,35 TL tutarlı söz konusu belgede yer ... 40761460 numaralı hesabın ... ... ...'e ait vadesiz hesap olduğunu, hesapta hiçbir hareketin bulunmadığını, davacı tarafından para yatırıldığına ilişkin dekont sunulmadığı gibi bunu ispata yarayacak başkaca bir delil de sunulmadığını, davacı tarafından fiili para yatırma olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davacı ile parayı teslim ettiğini iddia ettiği şahıslar arasında geçmişten gelen ortak bir ticari ilişki mevcut olduğunu, bu nedenle şayet davacının banka dışında teslim ettiği iddiası doğru ise bu paranın ilgili kişilere söz konusu ticari ilişki nedeniyle teslim edildiğinin açık olduğunu, bir işlemin müvekkili bankayı bağlayabilmesi için çift imza ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında tesadüfi bir yer zaman ilişkisinin bulunduğunu, davacının zararının kendi ticari ilişkisi ve ağır kusuru nedeniyle vuku bulduğunu, ... ... ve ...'ın müvekkili banka eski personelleri olması nedeniyle müvekkili bankanın sorumluluğunu doğurmayacağını, dava dosyasına sunulan hesap cüzdanı isimli belgelere göre her üç hesabın vadesinin de ... ayı olduğunu, davacı bankaya karşı 09.12.2015 tarihinde ihtarname çekmesinin davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacı tarafından hesaba hiç para yatırılmamış olup hesap cüzdanlarının ... olmadığı gibi davacının kötü niyetli olarak müvekkili bankadan talepte bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.İhbar olunan ... cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında bir çok kez alışverişlerin olduğunu, bu davalar olmadan en son davacı ile satış tarihi gecesi birlikte otelde kaldıklarını, amcası ... ...'e ait daireyi davacıya devrettiğini, eski eşi Demet ... ve babası ... Ergun'un da kefil olduğu ... Dulkadiroğlu'nun yazıhanesinde borçlu olarak senet imzaladığını, dava konusu 750.000,00 TL karşılığında 850.000,00 TL'lik senet ve o zamanki değeri 500.000,00 TL olan daireyi de verdiğini, davacı ile olan ilişkilerinde hiç bir zaman banka kasasına para girişi olmadığını, bu davanın banka ile alakasının olmadığını, şahsı ve davacı ile aralarında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/70 E. sayılı dosyasındaki bilirkişi heyet raporunda da görüleceği üzere davacının, davalı bankanın vadeli hesabına para yatırdığını iddia ettiği her üç tarihteki işlemlerinde de bankaya gelerek dava dışı banka çalışanı ... ... ve ... vasıtasıyla banka işlemleri yaptığı, ancak davacı tarafından dava dışı bu kişilere verdiğini beyan ettiği 390.000,00 TL ve 111.121,35 TL'lik tutarları bankaya yatırdığını söylediği tarihteki kamera kayıtlarında, davacının elinde para olmadığının tespit edildiği, davacının bu parayı dava dışı banka çalışanı ... ... ve ...'a verdiğini söylemesine rağmen banka şubesinde bu paranın teslimine dair görüntünün ve hesap hareketinin mevcut olmadığı, bunu ispata yarayacak bir başkaca delilin de dosya kapsamına sunulamadığı, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında da bu tutardaki paraların tespit edilemediği, yine dava konusu 250.005,35 TL'lik paranın ise dava dışı ...'ın beyanları ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alındığında davacı tarafından banka şubesinde poşet içinde verildiğinin ... olduğu, dava dışı ... ... ve ...'ın davalı banka çalışanı olduğu, hesap cüzdanlarının da keza banka maddi varlıklarından olduğu ve dava dışı banka çalışanı ... tarafından imzalandığı, dolayısıyla davalı bankanın kendi çalışanının davacıya sahte hesap cüzdanları vermek suretiyle gerçekleştirdiği haksız fiili ile davacının zarara uğradığı ... olup davalı bankanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi gereği bu zarardan sorumlu olduğu, ancak davacı tarafça her ne kadar 390.000,00 TL, 111.121,35 TL ve 250.005,35 TL tutarlarında zararının oluştuğu ileri sürülmüşse de 390.000,00 TL ile 111.121,35 TL tutarındaki zarar iddiasını ispata elverişli delil sunulamadığı, dosya kapsamında bu tutarları banka şubesinde davalı banka çalışanına teslim ettiğine dair bir delil bulunmadığı, 250.005,35 TL tutarındaki zararın ise Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/70 E. sayılı dosyası ile ... olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 250.005,35 TL tazminatın 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... A.Ş. Kırşehir Şubesi’ne 28.09.2015 tarihinde 111.121,35 TL, 30.09.2015 tarihinde 390.000,00 TL, 12.10.2015 tarihinde 250.005,35 TL olmak üzere değişik tarihlerde vadeli mevduat hesaplarına para yatırdığını, dava dilekçesinde yatırılan bu tutarlara ilişkin gerekli delilleri sunmalarına rağmen 390.000,00 TL ve 111.121,35 TL tutarındaki meblağların vadeli mevduat hesabına yatırılmadığı, bu meblağlara ilişkin iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle taleplerinin bu miktarlar yönünden kabul görmediğini, oysa ki davalı bankaya ait banka çalışanlarının ıslak imzasını taşıyan resmi belge hüviyetine haiz hesap cüzdanları üzerindeki meblağların aksinin ancak eş değer yazılı resmi bir belge ile ispat edilebileceğini, hukuk yargılamasına esas takdiri delil olan tanık beyanları ve diğer iddia edilen delillere dayanılarak gerçekliği ve üzerindeki imzaları bilirkişi raporu ile ... resmi belgenin ... olmadığını iddia etmenin hukuka aykırı olduğunu, açılan davanın kabulü yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu, ayrıca davalı bankanın müvekkilini oyaladığını, davalı bankanın çalışanları hakkında Kırşehir Cumhuriyet Savcılığında soruşturma dosyası bulunduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında davanın kabulü gerektiğini, yasal faize yönelik hükmün de hatalı olduğunu, alacağın ticari işten kaynaklandığından avans faizi ile birlikte tahsilinin gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davada bankanın sorumluluğuna gidilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkili bankanın zarardan sorumlu olabilmesi için uygun bir illiyet bağı gerektiğini, 3. kişinin veya zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesen sebepler arasında yer aldığını, bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesine rağmen müvekkili banka kayıtları incelenmeksizin rapor alınarak hüküm kurulduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan hesap cüzdanının müvekkili banka tarafından düzenlenmediğini, söz konusu cüzdanda belirtilen tutarların da hiçbir şekilde bankaya yatırılmadığını, hesap cüzdanının müvekkili bankayı bağlayabilmesi için çift imza ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu, ancak davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerde bulunan imzalardan birinin müvekkili banka çalışanına ait olmadığını, müvekkili banka aleyhine kurulan yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi gereğince ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyete yönelik ilamında tespit edilen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı, somut olayda ceza mahkemesince açıkça davacı tarafından davalı banka çalışanına 250.000,00 TL'nin bankaya yatırılması için verildiği hususunun tespit edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu gözetildiğinde ceza mahkemesince yapılan bu tespitlerin hukuk hakimini bağlayacağı, davalı bankanın adam çalıştıranın sorumluluğu gereğince davacıya karşı sorumlu olduğu, davanın kısmen kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularına itibar edilmediği, davacı tarafça reddedilen kısım yönünden de davanın kabulü gerektiği iddia edilmiş ise de, dosyaya sunulan banka hesap cüzdanlarında yer ... iki imzadan birisinin davalı banka çalışanına ait olduğu, söz konusu cüzdanın bankanın hazırladığı belge niteliğinde bulunmadığı gibi Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında kamera kayıtları incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda da açıkça davacının dosyaya sunduğu hesap cüzdanlarındaki tarih olan 28.09.2015 ve 30.09.2015 tarihlerinde davacının davalı bankaya geldiği, ancak yanında gelirken herhangi bir para getirmediğinin tespit edilmiş olduğu, davacının reddedilen kısım yönünden alacağını somut bilgi belgelerle ispatlayamadığından davacı vekilinin istinaf başvurusuna itibar edilmediği, uygulanması gereken faizin avans faizi olması gerekirken ve talep de avans faizi olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince yasal faize hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulünün gerektiği, davalı banka vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde davacı yanın sunduğu hesap cüzdanlarının müvekkili banka tarafından hazırlanmadığını, davacı yanca müvekkili bankaya herhangi bir para yatırılmadığını ve hesap cüzdanında yer ... iki imzanın müvekkili çalışanlarına ait olmadığından sorumlu tutulmalarının mümkün bulunmadığını iddia ettiği, aynı konuya ilişkin Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında açılan davada kamera kayıtlarının incelendiği, davacının 12.10.2015 tarihinde bankaya geldiği, elinde siyah bir çanta olduğu, siyah çanta içerisinde para bulunduğu, bu parayı davalı bankanın çalışanı ...'a teslim ettiği, ...'ın da çantada yer ... parayı bir süre sonra vadeli hesaba yatırmak yerine diğer banka çalışanı olan ve işten ayrılan ... ...'e teslim ettiğini beyan ettiği, söz konusu hesap cüzdanındaki imzanın da ...'a ait olduğu tespit edildiğinden davalı bankanın istinaf itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 250.005,35 TL'nin 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... A.Ş. Kırşehir Şubesi’ne 28.09.2015 tarihinde 111.121,35 TL, 30.09.2015 tarihinde 390.000,00 TL, 12.10.2015 tarihinde 250.005,35 TL olmak üzere değişik tarihlerde vadeli mevduat hesaplarına para yatırdığını, dava dilekçesinde yatırılan bu tutarlara ilişkin gerekli delilleri sunmalarına rağmen 390.000,00 TL ve 111.121,35 TL tutarındaki meblağların vadeli mevduat hesabına yatırılmadığı, bu meblağlara ilişkin iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle taleplerinin bu miktarlar yönünden kabul görmediğini, oysa ki davalı bankaya ait banka çalışanlarının ıslak imzasını taşıyan resmi belge hüviyetine haiz hesap cüzdanları üzerindeki meblağların aksinin ancak eş değer yazılı resmi bir belge ile ispat edilebileceğini, hukuk yargılamasına esas takdiri delil olan tanık beyanları ve diğer iddia edilen delillere dayanılarak gerçekliği ve üzerindeki imzaları bilirkişi raporu ile ... resmi belgenin ... olmadığını iddia etmenin hukuka aykırı olduğunu, açılan davanın kabulü yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; açılan davada bankanın sorumluluğuna gidilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkili bankanın zarardan sorumlu olabilmesi için uygun bir illiyet bağı gerektiğini, 3. kişinin veya zarar görenin ağır kusurun illiyet bağını kesen sebepler arasında yer aldığını, bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesine rağmen müvekkili banka kayıtları incelenmeksizin rapor alınarak hüküm kurulduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan hesap cüzdanının müvekkili banka tarafından düzenlenmediğini, söz konusu cüzdanda belirtilen tutarların da hiçbir şekilde bankaya yatırılmadığını, hesap cüzdanının müvekkili bankayı bağlayabilmesi için çift imza ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu, ancak davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerde bulunan imzalardan birinin müvekkili banka çalışanına ait olmadığını, eğer bir zarar varsa bunda davacının da müterafik kusuru bulunduğunu, kararın faiz yönüyle de hatalı olduğunu, avans faizi işletilmesinin doğru olmadığını, müvekkili banka aleyhine kurulan yargılama giderinin hatalı hesaplandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, adam çalıştıranın sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 66 ncı ve 74 üncü maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.