Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin 7512 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde üç katlı binası ve eklentilerinin bulunduğunu, taşınmazın imar uygulaması nedeni ile şuyuulandırılarak vekil edeniyle davalıların hissedar olduklarını, ortaklar arasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, taşınmazın satışına karar verildiğini belirterek, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve ..., davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının dava konusu yapılan 7512 ada 2 parsel sayılı taşınmazın önceki malikleri davalılar aleyhine açtığı davanın kabulü ile söz konusu taşınmaz üzerindeki 3 katlı binanın ve eklentilerinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı ...tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince, davacı .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/344 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiğini, muhdesatın satışı yoluna gidildiğini ancak henüz satılmadığını belirterek eldeki davayı açmıştır. Dosya içerisinde yer alan dava konusu taşınmaza ait son tapu kaydına göre ise; dava konusu taşınmazın, izalei-şuyu satışı ile 19/09/2011 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği, 20/09/2011 tarihinde de satış yolu ile dava dışı Ademoğlu Kalite Metal Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına tapuda kayıtlı olduğu, mahkemece 09/05/2011tarihli ara kararda, taraflar arasındaki ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/344 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasının 11/02/2009 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacının dava açmakta hukuki yararının olup-olmadığı ya da devam edip etmediği hususu tartışmalı hale gelmiştir.
O halde, yukarıda bahsedilen ilkeler ve somut olay ışığında, mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi dosyasının, dosya arasına alınarak, dava açıldıktan sonra kesinleşmiş ise karar verilmesine yer olmadığına, dava açıldığı tarihte kesinleşmişse davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar gözönüne alınmadan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ...'in temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.