Taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait davalı tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 18.07.2017 tarihinde yağışa bağlı oluşan su baskını nedeniyle kullanılamayacak ... geldiğini, davalı tarafından yapılan incelemede aracın rayiç bedelinin 300.000,00 TL olarak belirlendiğini, internet sitelerinden yapılacak araştırmada hasarlı aracın rayiç bedelinin çok daha yüksek olacağının tespit edileceğini, davalı tarafından eksper raporu ile belirlenen rayiç bedel tespitinin yeterli olmadığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 450.000,00 TL rayiç bedele ilişkin maddi tazminatın hasar tarihinden işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan tahsilini ve araç hurdasının davalıya bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hasarlı aracın riziko tarihi itibari ile geçerli olan rayiç bedelinin sigortalı davacıya bildirildiğini ancak davacı tarafından kabul edilmemesi üzerine ödeme yapılamadığını, talep edilen 450.000,00 TL rayiç bedelin fahiş olduğunu, kabul edilebilir miktarda olmadığını ayrıca tazminata avans faiz uygulanması talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait davalı tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 18.07.2017 tarihinde yağışa bağlı oluşan su baskını nedeniyle kullanılamayacak ... geldiğinin sabit olduğu, hasarlı aracın riziko tarihi itibari ile ikinci el fiyatına ilişkin rayiç bedelin 13.08.2018 tarihli bilirkişi heyet raporu ile belirlendiği, raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gerekçesi ile talebin kısmen kabulü ile 370.000,00 TL tazminatın davalı ... şirketine başvurudan 8 iş gününden sonra başlayacak avans faizi ile beraber davalıdan tahsili ile dava konusu aracın davalı ... şirketine iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu aracın tam donanımlı ve hasarsız olduğunu, internet araştırmalarına göre piyasa değerinin 450.000,00 TL olduğunu, mahkemece rayiç bedelin çok düşük belirlendiğini, tamirat bedeli 500.000,00 olarak belirlenen aracın rayiç bedelinin 370.000,00 TL olarak belirlenmesinin piyasa şartlarına uygun olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; poliçe kapsamında yapılan internet araştırması ve genel şartlara göre yapılan araştırmalara göre belirlenen rayiç bedelin sigortalı davacıya bildirildiğini, davacı tarafından kabul edilmemesi üzerine ödeme yapılmadığını, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen rayiç bedelin fahiş olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait davalı ... şirketine kasko poliçe sigortası ile sigortalı aracın 18.07.2017 tarihinde Su Vakfı İdaresi İşletmesine ait otoparkta iken aşırı yağış sonucu hasara uğradığı ve pert olduğunun anlaşıldığı, 13.08.2018 tarihli uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu aracın tam donanımlı ve hasarsız olduğunu, internet araştırmalarına göre piyasa değerinin 450.000,00 TL olduğunu, mahkemece rayiç bedelin çok düşük belirlendiğini, aradan geçen bu süre içerisinde döviz kurunda ve araç fiyatlarında artış olduğunu, hükmedilen tazminatın gerçek zarardan uzak olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın, sel nedeniyle zarar görmesi nedeniyle rayiç bedelin tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu aracın rayiç bedelinin belirlenmesine ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunun yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.