SUÇLAR: Kamu malına zarar verme, kasten yaralama, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şikâyetçi sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre, sanık ... hakkında kamu malına zarar verme, hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen mahkûmiyet kararları ile şikâyetçi sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1-Şikâyetçi sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin temyiz itirazları yönünden;
...'ın 02.03.2016 tarihli duruşmada şikâyetçi olduğunu bildirdiği ancak kamu davasına katılmak isteyip istemediğinin açıkça sorulmadığı belirlenmekle beraber şikâyetçi sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararın temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, şikâyetçi vekilinin temyiz talebi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın istem gibi, incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

2.Şikâyetçi sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazları yönünden;
14.04.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,

3.Şikâyetçi sanık ... hakkında hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Şikâyetçi sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarîyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi gereğince “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gözetilmeden, şikâyetçi sanık hakkında yazılı şekilde ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, şikâyetçi sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin isteme aykırı olarak bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, "ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ilişkin bölümün hüküm fıkralarından çıkarılarak, yerine ödenmeyen adlî para cezasının 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infazına” karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.