Davanın reddi
SAYISI: 2017/279 E., 2019/389 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat, hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk kahvesi, ... kahvesi, İtalyan Espresso kahvelerinin hem üretim hem de ticareti ile uğraştığını, 1951 yılında Suriye'de kurduğu şirket ile ... ... ve Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunduğunu, yaklaşık 30 ülkeye ihracat yaptığını, müvekkilinin markalarını TÜRK PATENT nezdinde tescil ettirerek dünyada bilinen ve haklı bir tanınmışlığa ulaşan markasını Türkiye'de koruma altına aldığını, davalının ısrarlı ve kötü niyetli bir şekilde davacının markalarının esaslı unsuru olan ''Hamwı Cafe'' ibaresini iltibas yaratacak şekilde, müvekkili markalarının tescilli olduğu 30. sınıfta kullandığını, iltibasa neden olacak şekilde tescil edilmiş davaya konu ''MRN HAMWI CAFE'' markasının sicilden terkinin gerektiğini, müvekkili adına tescilli 2015/00488 numaralı MRN HAMWI CAFE markasının müvekkili adına tescilli HAMWI CAFE markasına ilişkin haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün durdurulmasına, müvekkili adına tescilli 2015/00488 numaralı MRN HAMWI CAFE ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve sicil kaydından silinmesine, MRN HAMWI CAFE ibaresinin davalının kahve, kakao veya ambalajı üzerine konulması, ibareleri taşıyan malın/hizmetin piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanmasını, teslim edilebileceğinin teklif edilmesini, bu ibare altında hizmetlerin sunulması veya sağlanmasını, bu ibareyi taşıyan malın/hizmetin gümrük bölgesine girmesini, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasını, bu ibarenin, iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasını, bu işareti taşıyan mal/hizmetin ithali ve/veya ihracı eylemlerinin durdurulmasına, MRN HAMWI CAFE ibaresini üzerinde taşıyan her türlü tabela, basılı evrak ve sair evrakların kaldırılmasına, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeni ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi oranları üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... yıllardır gıda sektöründe kendisinin ürettiği kakao, kahve ve benzeri ... gıdalar için MRN Hamwi Cafe isimli markayı 23.12.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı işyerlerinde, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, müvekkiline ait ... adının ... harflerinden oluşan tescilli markası olması nedeniyle Hamwi Cafe markasına tecavüz oluşturmadığını, davacının iddia ettiği gibi adına kayıtlı Hamwi Cafe markasının tanınmış bir marka olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı markasının varlığı karşısında davalının benzer marka başvurusu yaptığı ve bu şekilde davacı markasının itibarından yararlanmak niyeti ile hareket ettiği, 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkra hükmü bağlamında davalının kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında da dava konusu 2015/00488 sayılı ''MRN HAMWI CAFE'' ibareli marka ile davacıya ait ''HAMWI CAFE'' ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacı adına tescilli markasına tecavüz ettiğinin tespiti ile 2015/00488 sayılı ''MRN HAMWI CAFE'' markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hakkaniyet ilkeleri gereğince takdiren davacı lehine 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalının yaptığı eylemlerle müvekkilinin manevi haklarını ihlal ettiğini, müvekkiline ait mevcut markanın dünya çapındaki tanınırlığı, müvekkiline ait markanın ekonomik büyüklüğü dikkate alındığında yargılama neticesinde manevi tazminata ilişkin taleplerinin kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, markanın 68 yıldır 85 ülkede kullanıldığını, davalının haksız kazanç sağlandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilli markasında, logoda ismin ... harfleri olan " MRN" harfleri ön plana çıkarıldığını ve büyük puntolarla MRN harfleri altında "Hamwi Cafe" sözcükleri olduğunu," Hamwi Cafe" isimli markayla benzerliği bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi adına kayıtlı " Hamwi Cafe " markası tanınmış bir marka olmadığını, müvekkiline ait markanın davacıya ait markaya tecavüz oluşturabilmesi için her iki markanın birbirine karıştırılmasının mümkün olması ve ... düzeyli bir tüketicinin iki markayı birbirinden ayırt edememesi kriteri arandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirecek nitelikte ve hükme esas almaya yeterli bulunmadığı, taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin tahkikat yapılmasını gerektirdiği, davacı tarafa kesin süre içerir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 358 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tahkikatla ilgili giderlerin süresi içinde yatırılmadığı ve tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun tahkikat yapılmaksızın karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, davalı tarafın istinaf başvurusuna ilişkin yapılan değerlendirme için de dosyaya ilişkin bilirkişi raporu alınmadan tahkikat yapılamaması ve davalı tarafa da bilirkişi deliline ilişkin gerekli gider avansı yatırılması için kesin süre verilmesi gerektiği, davalı tarafça gider avansı yatırıldığı takdirde bilirkişi raporu alınması ve rapora göre tahkikat gerçekleştirilmesi gerektiğini ancak Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözardı edilerek davalının istinaf başvurusu için tahkikat yapılarak karar verildiğini, davalının İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu iddia ederek istinaf başvurusunda bulunduğunu bu nedenle de ispat yükünün kendisinde olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 358 ... maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hallerde başvurunun reddedileceğinin düzenlendiğini, bilirkişi raporunun davalı tarafından istinafa konu edilmediği halde re'sen aleyhe olacak şekilde Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmediğini, yeniden rapor alınmasına gerek olmadığını, böyle bir taleplerinin bulunmadığı halde gider avansı istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda 30. sınıf bakımından ortalama tüketicinin daha ucuz ve risk faktörü daha düşük ürünler kapsamında olduğu için tüketicinin ürün alımında gösterdiği dikkat ve özenin daha farklı olacağını, incelenmesi gereken hususun iki kahve markasının benzerliğine ilişkin olduğunu, incelenmesi gereken ürünün de ... bir uzmanlık gerektirmeyen bir ürün olduğu için dosyanın ayrıca uzman bir bilirkişiye gönderilme kararı yerinde olmadığı, davacının marka sınıfının geniş bir kitleye hitap ettiğini ve ürününün ... bir uzman gerektirmeden incelenebileceğinin açıkça ortada olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat, hükümsüzlük taleplerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve dokuzuncu fıkrası.
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat, hükümsüzlük taleplerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin markanın kapsadığı mal ve hizmet sektöründe uzmanlığı bulunmaması nedeniyle yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, rapor tanzimi için belirlenen gider avansının verilen süre içerisinde davacı tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ... bir karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına dayanak aldığı raporu düzenleyen bilirkişi marka ve patent uzmanı olduğu gibi, dosya kapsamında sektörel bazda uzmanlığı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan İlk Derece Mahkemesince alınan rapor taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalı tarafından rapora itiraz edilmemiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yetersiz görülen bilirkişi raporunun dışında ... bir bilirkişi raporu alınması gerekiyor ise bu konuda gider avansı yatırma yükümlülüğü istinaf aşamasında şeklen ispat yükümlülüğünü yerine getirmiş olan davacıya değil davalıya aittir. Kaldı ki davalı, alınan bilirkişi raporuna itiraz etmediğine göre, rapor içerik itibarıyla davacı adına kazanılmış hak oluşturmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.