Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalılardan ...'nun tüm, davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı Kurum, işe girişi süresinde Kuruma bildirilmediği ileri sürülen ve 16.08.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı Arap Çelik'e bağlanan gelirler ile yapılan harcamalardan oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 9,10 ve 26'ncı maddeleri uyarınca davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iş kazasının meydana gelmesinde sigortalının %30 kusurlu olduğu tespitini yapan bilirkişi kusur raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sigortalıların ... bildirim sürelerini düzenleyen ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanunla değişik 9'uncu maddesi ile; işverenin, çalıştıracağı kimseleri işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle bildirmek yükümlülüğü olduğu, ancak inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün doğrudan veya iadeli taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleriyle Kuruma, ilk kez işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde ise işe alınanlar için en geç bir ay içinde verilen işe giriş bildirgelerinin de süresi içinde verilmiş sayılacağı öngörülmüştür.
Somut olayda; herhangi bir işyeri tescili bulunmayan inşaat işyerinde sigortalının maruz kaldığı iş kazasının 16.08.2007 tarihinde meydana geldiği ve sigortalının da aynı tarihten itibaren çalışmaya başladığının kabul edildiğinin
anlaşılması karşısında davalılardan işveren yönünden 506 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi kapsamında sorumluluk koşulları oluşmadığı halde; Mahkemece davalıların müteselsil sorumluluğuna düşen tutarın fazlasına hükmedilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanunun 30'uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici 3'üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 438'inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

1- Hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan “kabulüne” ibaresinden önce gelmek üzere “kısmen” kelimesinin; aynı fıkrada yer alan “Davalı işveren ...'a yasa gereği %15'lik kusur farkı nedeniyle yüklenen kurum zararının 2.278,61 TL.'lik kısmından davalı işverenin ayrıca tek başına sorumlu olduğunun tespiti ile bu miktarın da davalı işveren ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine” cümlesi silinerek yerine “fazlaya ilişkin talebin reddine” cümlesinin yazılmasına;

2- Hüküm fıkrasının sehven numara verilen ilk üçüncü bendinin tümüyle silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına;

3- Hüküm fıkrasının sehven ikinci kez numara verilen üçüncü bendinin sonuna “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacı Kurumdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a ödenmesine” cümlesinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, 05.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.