Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29,30 ve 32 ... sınıfta “dalından” ibareli markayı 1997/012934 ve 198651 sayı ile tescil ettirip kesintisiz şekilde kullandığını, davalı adına başvurusu yapılan 2018/11493 sayılı “dalından sağlık %100 sağlık” ibareli markanın, müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup seri markaları gibi algılanacağını, “dalından” ibaresini ... yıllardır kullanmaları sebebi ile ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, sınırsız marka seçeneği varken söz konusu ibarenin marka olarak seçilmesinin kötü niyetli başvuru yapıldığını gösterdiğini, tanınmış olmaları sebebi ile de itirazda bulundukları başvurunun reddinin gerektiğini, buna rağmen başvuruya itirazlarının, 2019-M-3173 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, kurumun emsal kararlarının bu durum ile çeliştiğini ileri sürerek davalı TÜRK PATENT YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın davacı markası ile benzemediğini, karışıtırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının itiraz aşamasında kullanım ispatını sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, uyuşmazlık konusu “DALINDAN SAĞLIK %100 NATURAL” ibareli marka ile davacının "DALINDAN" ibareli mesnet markası arasında karıştırılma ihtimali bulunsa da, davacının redde gerekçe gösterdiği markanın dava konusu mallar bakımından kullanımına yönelik yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.12.2019 tarihli delil dilekçesinin ekinde sunulan delilleri ve marka işlem dosyasında mübrez delilleri ile müvekkil şirketin "dalından" ibareli markasının, gerek kullanımına ve gerekse tanıtımına ilişkin olarak yapmış olduğu çalışmaların ve harcamaların, müvekkili şirketin "dalından" markasına ilişkin olarak yapmış olduğu yatırımı ve markanın müvekkili şirket tarafından kesintisiz ve fasılasız olarak kullanıldığını açıkça ortaya koyduğunu, mahkemece bu delillerinin usul ve yasaya uygun şekilde değerlendirilmediğini, "dalından" ibareli markanın müvekkili şirket adına tescilli olup, ... yıllardır kesintisiz ve fasılasız olarak kullanıldığını, müvekkili şirketin "dalından" ibareli markasını, kullanımı ve marka için yapmış olduğu reklam ve yatırımlar ile tüketici nezdinde maruf ve meşhur hale getirdiğini, yıllardır emek ve sermaye sarfederek "dalından" markasına değer kattığını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markası arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmasına rağmen, müvekkili şirketin redde mesnet "dalından" markasının kullanımını ispatlayamadığına ilişkin kararın hatalı olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli “dalından” markasının tanınmış bir marka olup, dava konusu markanın 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası gereğince de iptalinin gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunsa da, davacının redde gerekçe gösterdiği markanın dava konusu mallar bakımından kullanımına yönelik yeterli delil sunamadığı, zira davacının 19.12.2019 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu meyve suyu ürün ambalajına ilişkin görsellerin ve ambalaj tasarımına dair faturanın tarih veya yer bilgisi içermediği, dolayısıyla anılan delillerin davacının kullanımının niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve kullanım şekli hakkında yeterli bilgiyi içermediği, bu delillere dayanarak davacının itiraza dayanak markalarını 6769 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası anlamında Türkiye'de ciddi biçimde kullandığı sonucuna varılamayacağı, davacının YİDK nezdinde ise kullanıma ilişkin hiçbir delil sunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.