B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkumiyet

Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli 2015/585 Esas 2016/68 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 3 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli 2015/585 Esas 2016/68 Karar sayılı kararına sanık tarafından temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.11.2020 tarihli 2019/7259 Esas, 2020/5662 Karar sayılı kararı ile; "basit yargılama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gerekçesi ile" bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine ve temyize konu Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli 2021/98 Esas, 2022/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 3 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.07.2022 tarihli ve 2022/94466 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

1.Sanığın temyiz isteminin hakkında verilen kararın bozularak beraatine karar verilmesine ilişkindir.

2.Katılan vekilinin temyiz isteminin katılanın kendisini vekil ile temsil etmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Sürücü ... sevk ve idaresindeki 43 ST 572 plaka sayılı aracı ile Barbaros Sokak üzeri ... Caddesine çıkarak Meydan kavşağı istikametine gitmek isterken belirtilen kavşağa geldiğinde kendi aracının ön kısmı ile Sürat Kargo önünden karşı istikamete ... caddesi üzerinden geçmek isteyen yaya ...’a çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir.

2. Kaza tespit tutanağına göre, kazanın oluşumunda sanık ...’ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “sağa ve sola dönüşlerde, kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermemek” kuralını ihlal ettiği, yaya ...’ın kazanın oluşumunda kusursuz olduğu belirlenmiştir.

3.Mahkemece yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanığın, 2918 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "... sürücülerinin sağ tarafa dönüşü sırasında varsa kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara ilk geçiş hakkı vermek zorunluluğuna" uymadığı olayda asli ve tam kusurlu olduğu, yaya ...’ın oluşan kazada kusurunun olmadığı belirlenmiştir.

4. Kazaya ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinde yaya ... cadde üzerinde gelen araçların geçişini tamamlamasını bekleyerek karşı istikamete geçmek üzere yola girdiği, ancak sürücü ...'ün sağ tarafında yayaların geçtiği refüj boşluğuna bakmadan sol tarafından akan trafiği kontrol ederek yola girerek kazaya neden olduğu anlaşılmıştır.

5. Kütahya Adli Tıp Kurumu Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 28.12.2015 tarihli raporuna göre, katılan ...'ın kemik kırıkları ve iç organ yaralanmasına neden olan arızasının; basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif derecede olmadığı, kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu, kemik kırıklarının birden fazla kırık olması sebebi ile müştereken skorlama yapılarak hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyeceği tespit edilmiştir.

6. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında olay günü Mithatpaşa Caddesinden ... Bulvarına gitmek üzere Barbaros Sokaktan ilerlediği ve ... Bulvarına girmek için kavşakta durduğunu, sağ tarafını kontrol edip boş olduğunu, sol tarafının müsait olduğunu görüp, ... istikametine doğru dönüş yaptığı esnada yaralanan katılan ...'ın aracın altında kaldığını, kör noktasına denk geldiği için fark etmediğini beyan ettiği görülmüştür.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli 2021/98 Esas, 2022/291 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5.100 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.