Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili; 10/11/2014 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, istihkak iddiasını kabul etmediklerini, davalıların danışıklı işlemler yaparak alacaklıdan mal kaçırmak istediklerini iddia ederek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, borçludan sadece benzinliğin kiralandığını, borçlu ile müvekkili arasında herhangi bir şirket devrinin sözkonusu olmadığını,müvekkili şirketin 2009 yılında kurulduğunu, müvekkili olan şirketten önce ... Nakliyat Ltd. Şti'nin aynı yerde mevcut işletmeyi işlettiğini,ortada muvazalı bir durum bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haciz yapılan işyerinin istihkak iddia eden davalı şirkete devri işleminin borçlunun alacaklarından mal kaçırmaya yönelik muvazalı bir devir işlemi olduğu, icra dosyasında haciz adresinde yapılan ödeme emri tebliğ işleminin ve istihkak iddiasının bildirimine ilişkin tebligatın da aynı adreste yine borçlu imzasına tebliğ edildiği, dolayısıyla borçlu ve davalı şirket yetkilisinin kızı ....'ın borçlunun aktif olarak bu adreste faaliyet gösterdiği zamandan beri birlikte aynı adreste işyerini işlettikleri, işyerinin istihkak iddia eden şirkete devri işleminin muvazalı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bir an için aksi düşünülebilseydi dahi, borçlunun halen vergi dairesinde aktif faaliyetinin devam ettiği, dolayısıyla işyeri devri ile ilgili İİK.44 ve T.BK.nun 202 maddelerinde öngörülen bildirim yükümlülüklerinin yerine getirildiği hususunun iddia ve ispat edilmediği bu hali ile de devrin alacaklıların haklarına zarar vermesinin de düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99.vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.

1- Mahcuzlardan jeneratörle ilgili olarak;

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişinin anılan mahcuza ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Dava konusu diğer mahcuzlarla ilgili olarak ise;
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. Borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran üçüncü kişinin diğer bir üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunması mümkündür. (İİK'nun 96/1, 85/2)
Somut olayda; 10.11.2014 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında davalı 3. kişi vekilince haczedilen akaryakıt dolum pompalarının mülkiyetinin davadışı ... AŞ'ye ait olduğu, bu menkullerin anılan firma ile yapılan ariyet sözleşmesi gereğince haciz yerinde bulunduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu durum karşısında ariyet sözleşmesine dayanıldığından, anılan mahcuzlarla ilgili geçerli bir istihkak iddiasının bulunduğundan bahsedilemez. O halde davacının anılan mahcuzla ilgili istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin dava konusu jeneratörle ilgili temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin diğer mahcuzlara ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.