Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili ve davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, 01.08.2013 tarihinde haczedilen mallarla ilgili olarak davalı tarafça istihkak iddiasında bulunulduğunu, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının hukuka aykırı olduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile yapıldığını belirterek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 01.08.2013 tarihinde haczedilen mahcuzlara ilişkin olarak davalı tarafların alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak işlem yaptıkları ve mahcuzların davalı borçluya ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına, davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili ve davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99.vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin ileri sürdüğü iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda; dava konusu 01.08.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi yararına istihkak iddiasında bulunan çalışanı, ...’in üçüncü kişinin ortağı ya da temsil yetkilisi olmadığı, anılan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yaran bulunmadığından, 6100 sayılı HMK nın 114/h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken, davanın esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.