1- Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT)
vekili Avukat ... ...
2- ... Endüst. Yağ. Kim. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.
vekili Avukat ... ...

Esastan red

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/98915 sayılı "CK ... ELEKTRİK Her an sizinle" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2015/80612, 2009/67351,2016/91843 sayılı ve "... endüstriyel ... ve kar getiren tercih", "... endüstriyel", "ck enerji" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın, 2018-M-1179 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kabul edilerek, başvurularının kısmen reddine karar verildiğini, oysa müvekkili şirkete ait “...” ibareli seri markaların mevcut olduğunu, markaların benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, markalar arasındaki ... ortak unsur olan “...” kelimesinin, herhangi bir kimsenin tekeline bırakılmayacak bir ibare olduğunu ve TÜRK PATENT nezdinde 475 adet "..." ibaresi geçen marka kaydının bulunduğunu, dava konusu markaların kapsadıkları malların da farklı olduğunu ileri sürerek davalı TÜRK PATENT YİDK kararının iptalini talep etmiştir.

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının ortalama bir tüketicide aynı sesçil ve görsel etkiyi uyandırdığını, iltibas tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 04,07,35,39,40. sınıf malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, taraf markalarındaki ortak kelimenin “...” kelimesi olduğu, taraf markalarının bir bütün olarak algılandığı, bu çerçevede değerlendirildiğinde, davacı başvurusu ile davalı markası arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer ... koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığından, tanınmışlık iddiasının dikkate alınamayacağı, başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2018-M-1179 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile davalı Kurum vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tescil ettirmek istediği mal ve hizmet sınıflarının, müvekkili şirketin hali hazırda tescilinin bulunduğu sınıflarda olduğunu, markalarda ortak "..." ibaresinin görsel, anlamsal ya da işitsel benzerliğinin ortada bulunduğunu, diğer kelimelerin genel kelimeler olduğunu, başvurunun müvekkilinin markasının seri markalarından birisi olduğu izlenimini uyandıracağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının marka tescil başvurusu kapsamındaki 04,07,35,39,40. sınıf malların ve hizmetlerin, davalının itiraza dayanak markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer ise de, taraf markalarındaki ortak kelimenin “...” kelimesi olduğu, taraf markalarının bir bütün olarak algılandığı, bu çerçevede değerlendirildiğinde, görsel ve telaffuz açısından taraf markalarını farklılaştıracak unsurların yer aldığı, dolayısıyla davacı başvurusu ile davalı markası arasında, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı gerekçesiyle davalı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile davalı Kurum vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekili ile davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.