Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı 'in sürücüsü, davalının işleteni olduğu, davacı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile sigortalı aracın 08.09.2013 tarihinde karıştığı trafik kazasında birden fazla kişinin öldüğünü ve yaralandığını, kazada vefat eden Melek Deveci'nin desteği dava dışı 'ye 52.066,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, kazanın dava dışı alkollü ve ehliyetsiz sürücü 'in tam kusuru ile meydana geldiğini belirterek 52.066,00 TL tazminatın 27.12.2013 tarihinden itibaren reskont faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, dava dışı oğlunun evde olmadığı bir zamanda kendisinden habersiz olarak aracın anahtarını alarak kaza yaptığını, olayda araç zarar gördüğünden kendisinin de mağdur olduğunu, davacının rücu hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 14.07.2016 tarihli ve 2014/961 Esas 2016/1060 sayılı kararı ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile dava dosyasının yetkili Osmaniye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. DÜZELTİLEREK ONAMA VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2019 tarihli 2016/15185 Esas 2019/6388 sayılı kararı ile davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; "...Davalı ... vekili tarafından yapılan yetki itirazında yetkili mahkemenin Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu dilekçede belirtildiği halde hüküm fıkrasının 2. bendinde yetkili mahkemenin hatalı olarak Osmaniye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gösterilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir" ifade edilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigortanın alkollü şekilde kazaya sebep olan sigortalıya rücu hakkı olduğu, gerçek zarar hesabına ilişkin PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile düzenlenen 06.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime uygun olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 43.976,39 TL tazminatın 27.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı temyiz dilekçesinde; alkollü araç kullanımının tek başına rücu imkanı tanımadığını, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin sabit olmadığını, rücu koşullarının oluşmadığını, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, ayrıca şahsi olarak kendi kusurunun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
trafik kazası sonucu ölüm nedeni ile davacı ... şirketinin ödediği destekten yoksun kalma tazminatının ehliyetsizlik ve alkollü araç kullanma sebebiyle davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesi.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacı tarafından ZMSS ile sigortalanan araç, dava dışı alkollü ve ehliyetsiz sürücünün sevk ve idaresinde iken gerçekleşen kazada birden fazla kişinin ölümüne neden olduğu, davacı tarafından destekten yoksun kalan destek Gül Deveci'ye ödenen meblağın rücuen tahsiline ilişkin açılan eldeki davada gerçek zarar hesabına ilişkin alınan hesap raporunun ve kusur raporunun denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.