Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 12.04.2010 tarihli demiryolu taşımacılığı ve bağlantılı konteynır terminali konularında hizmet alım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı tarafın haklı ve geçerli bir sebep göstermeksizin 20.07.2011 tarihinde sözleşmeyi feshederek müvekkili şirketçe verilmiş olan ... Katılım Bankası A.Ş ... Şubesine ait kesin ve 500.000,00 TL bedelli teminat mektubunu bozdurduğunu ve karşılığını bankadan tahsil ettiğini, teminat mektubunun nakite çevrilebileceğine ilişkin sözleşmede düzenlenen durum ve şartların somut olayda gerçekleşmediğini, davalı tarafın sözleşmeyi feshi ve teminat mektubunu nakte çevirmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı tarafın müvekkil şirketin işi bırakmış gibi gözükmesini sağlamak ve müvekkil şirketi işi bırakmaya zorlamak adına girişimlerde bulunduğunu, davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu ileri sürerek nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin ticari faizi ile birlikte ödenmesini, ayrıca davalı boş konteynerleri sağlamadığı için fazladan nakliye yapmak zorunda kaldığını, tam tur taşıma yaptırılmadığını, davalı yanın Biçerova'da depolama sahası açması gerektiği halde açmadığını, TCDD navlun payının fazla olduğunu, davalı tarafça ihlal edilmesi ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile tespit edilecek zarar miktarının şimdilik 6.000,00 TL'sinin davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sözleşmede belirlenen sorumluluklardan bir kısmını yerine getirmediği gibi işi de bıraktığının tespit edildiğini, fesih ihtarında bu hususun açıklandığını, fesih haklı sebeplere dayandığından teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2019 tarihli, 2012/328 E. ve 2019/404 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli, 2019/2154 E. ve 2020/59 sayılı kararıyla; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvurusunun teminat mektubu ile ilgili istinaf nedenleri yönünden talep gibi karar verilmiş olduğundan hukuki yarar yokluğundan reddine, davacının maddi tazminat talebine ilişkin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının teminat mektubuna ilişkin taleplerinin kabulü ile 513.518,75 TL bedelin 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi zararlarının tazminine yönelik taleplerinin usulden reddine karar verilmiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 11.05.2022 tarihli, 2020/6432 E. ve 2022/3720 K. sayılı kararıyla davacı zarar talebi yönünden kısmi istemde bulunduğundan kısmi davanın varlığı kabul edilerek harçlandırılan talep üzerinden değerlendirme yapılması ve esastan bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince zarar kalemi altında talep edilen alacaklar yönünden yapılan değerlendirmede davacı şirketin basiretli bir tacir olarak sözleşmenin yapılmasından sonra TCDD navlun payı tarifelerinde değişiklikler olabileceğini göz önünde tutması gerektiği, bu itibarla TCDD navlun payında sözleşmenin akdinden sonra meydana gelen değişiklikler nedeniyle davacı şirketin üstlendiği ek maliyetlerden ... davacı zararının davalı şirketin sorumluluğunda olmadığı, davalı firmanın depolama sahası açma sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davacının zarar kalemi altında talep ettiği alacak istemlerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının "teminat mektubuna ilişkin talebinin kabulü ile 513.518,75 TL bedelin, 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklindeki hüküm kesinleşmiş olduğundan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının diğer zararlarının tazmini yönündeki açmış olduğu maddi tazminat talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararda belirtildiği üzere teminat mektubuna ilişkin davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kesinleştiği, fakat istinaf kesinleşen kısma ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi akabinde vekâlet ücreti yönünden yeniden hesaplama yapılarak davacı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen hüküm kurulmuşcasına vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin isabetli olmadığı belirtilerek kararın bu yönlerden düzeltilerek onanmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, nakliye sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin açılan davada, teminat mektubuna ilişkin davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kesinleşmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince bu yönden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi sonrasında vekâlet ücreti yönünden yeniden hesaplama yapılarak davacı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılama neticesinde davacının teminat mektubuna ilişkin talebinin kısmen kabulüne dair verilen hükmün kesinleşmiş olduğu belirtilerek bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen vekâlet ücreti yönünden yeniden hesaplama yapılarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hüküm fıkrasının diğer bent numaralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.