SUÇTAN ZARAR GÖREN: ...
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
I - Suçtan Zarar Gören ... Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde,
Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/334 Esas, 2016/109 Karar sayılı kararının suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Usûlüne uygun biçimde duruşma günü tebliğ edildiği hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. ve 238. maddeleri uyarınca yöntemine uygun olarak davaya katılma talebinde bulunup katılan sıfatını kazanmayan suçtan zarar gören kurum vekilinin, sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, suçtan zarar gören kurum vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II - Sanık ... müdafiinin, sanıklar ... ve ...'in temyiz istemlerinin incelenmesine gelince,
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine göre, temel ceza belirlenirken teşdit uygulanması hususunda kararda belirtilen gerekçeler ile bu yöndeki takdire göre mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından Tebliğname'deki bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
1. Sanık ...’in aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçu kabul etmediğini, sanık ... ile aynı şirkette çalıştıklarını, kendisinin beton sevkiyat işlerini koordine ettiğini, olay günü işle ilgili sanık ...'i aradığını, ancak kesinlikle olay yerindeki orta refüjün sökülmesi konusunda talimat vermediğini, olaydan haberdar olmadığını beyan etmesi karşısında; aynı şirkette çalışan sanıklar Evren ve Muhsin'in olay günü telefon görüşmesi yaptıklarına dair bulunan HTS kaydının sanık ...'in de olaya iştirak ettiğini göstermeyeceği, sanık ...'in soruşturma aşamasındaki beyanında, olay günü sanık ...'in kendisini arayarak bir iş olduğunu ve kendisini arayacaklarını söylediği yönündeki beyanı dışında, sanık ...'in kamu malına zarar verme suçuna sanık ...'i azmettirdiğine ve suça iştirak ettiğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık ...'in beraati yerine, yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Suçtan zarar gören ... 12.10.2015 tarihli yazısında, orta refüj üzerinde bulunan oto korkuluklarının tahrip edildiğini, kurum zararının karşılanmadığını ve verilen zarar miktarının birim fiyatının 277,40 TL olduğunu belirtmiş ise de; zarara uğrayan yapı birim miktarının ve toplam zararın net olarak belirtilmediği anlaşıldığından, suçtan zarar gören kuruma toplam zararın ne kadar olduğu sorularak sonucuna göre sanıklara zarar miktarının bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin, sanıklar ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.01.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.