Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat, birleştirilen davada itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı-birleştirilen dava davacısı ... adına vekili Avukaüt ... ile diğer taraftan davalı birleştirilen dava davalısı ... adına vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA

1.Asıl davada davacı ... vekili; kardeşi olan davalı ... ile birlikte ortak olarak iş yaptıklarını, dava konusu 6711 parsel sayılı arsa üzerine birlikte inşaat yapmaya karar verdiklerini, inşaatın giderlerinin ortak banka hesaplarından karşılandığını, 06/02/2017 tarihli protokol gereğince davalı ile 1/2'şer malik oldukları 6711 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını davalıya devredeceği, bunun karşılığında ise yine davalı ile ortak oldukları 6724 parsel sayılı taşınmazdaki davalıya ait 1/2 payın ise davalı tarafından kendisine devredileceğinin kararlaştırıldığını, iki taşınmaz arasında davalıya devredilen 6711 parsel lehine olmak üzere yüzölçüm ve konum farkı gibi hususlardan dolayı 6711 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılacak olan bağımsız bölümlerden 8 adet 1+1 daire, 4 adet 2+1 daire, 1 adet 2+1 dubleks daire, 2 adet 1+1 dubleks daire ve 1 adet işyerinin %50 hissesinin inşaatın tamamlanmasından sonra kendisine verileceğinin kararlaştırıldığını, bu inşaat için ortak hesaptan 412.000 Dolar harcandığını ve 400.000 Dolara yuvarlanıp, 200.000 Doların kendisi tarafından ödenmesi nedeni ile bu 200.000 Doların davalı tarafından 31/12/2017 tarihinde kendisine ödeneceğinin de protokole yazıldığını, inşaat tamamlanmasına rağmen davalının protokolde yer alan bağımsız bölümleri temlik etmediğini ileri sürerek; protokolde belirtilen taşınmazlara yönelik tapu iptal-tescil ve bunun mümkün olmaması halinde ise bedellerinin tahsili talebinde bulunmuştur.

2. Birleştirilen davada davacı ... vekili; asıl davadaki protokolde 6711 parsel sayılı arsa üzerine yapılacak olan inşaat için, ortak hesaptan kendisinin ödediği belirtilen 200.000 doların ödenmemesi üzerine tahsili için davalı hakkında Çanakkale 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/22 Esas sayılı dosyasında yaptığı icra takibine davalının haksız şekilde itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı; davacı tarafın sebepsiz zenginleşmeye dayandığını ve buna ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının davaya dayanak yaptığı 06/02/2017 tarihli protokolün tarafların birbirini ibra ettikleri anlamına geldiğini, davacının iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, yine protokol gereğince davacının hakkından feragat etmiş sayıldığını, 6711 parsel sayılı arsa üzerine yapılan binayı inşa eden firmaya tüm ödemeleri kendisinin yaptığını, ortak hesaptan ödeme yapılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki protokol gereğince tarafların 1/2'şer malik oldukları 6711 ve 6724 parsel sayılı taşınmazlardan 6711 parselin davalıya, 6724 parselin ise davacıya verildiği, davalıya verilen taşınmazın yüz ölçümünün daha büyük olduğu ve 6711 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın yapım maliyetinin ortak hesaptan karşılandığı gerekçesi ile, asıl davanın kabulüne, 3.574.018,50 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, birleştirilen davanın kabulüne, Çanakkale 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/22 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; asıl davada kabulüne karar verilen rakama ne şekilde ulaşıldığının belli olmadığını ve ek raporda bu rakamdan daha fazla bir miktarın belirtilmesi nedeni ile davanın kabulü halinde dahi kısmen kabul-kısmen red kararı verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda delillerle nedensellik bağı ve doğrudan ilişkilendirmenin yapılmadığını, gerekçenin yeterli olmadığını, bilirkişi raporunun dava konusu uyuşmazlık yönünden yeterli olmadığını, zamanaşımı iddiası konusunda karar verilmemesinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki protokolün sadece tapu iptal-tescil yönünden değil tamamen geçersiz olduğunu, bu nedenle bedel tahsiline de karar verilemeyeceğini, birleştirilen itirazın iptali davasında öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, 200.000 Dolar ödeme yapılması veya bağımsız bölümlerin davacıya verilmesinin seçimli hak olduğunu, iki talep birden kabul edildiğinde davacının mükerrer tahsilat yapmış olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 498 ada 3 parsel (eski 6711) parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılacak olan binadaki A Blokta yer alan 15 adet dairenin tamamı ve 1 adet işyerinin yarı payının verilmesi hususunun, 495 ada 3 parsel (eski 6724) sayılı taşınmazda davalıya ait olan 1/2 payın davacıya temlik edilmemesi halinde seçimlik olarak kabul edildiği ve bu taşınmazdaki davalıya ait payın davacıya temlik edilmesi nedeni ile seçimlik olan 15 adet daire ve 1 adet 1/2 hisse işyeri temlikine yönelik şartların gerçekleşmediği, asıl davadaki talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu talebin de kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davacı vekili; inşaatı %90 tamamlanmış arsadaki 1/2 payını devir karşılığında müvekkilinin küçük ve değersiz arsayı aldığını, davalının ayrıca 15 daire bir dükkanın yarı hissesi ve 200.000 Dolar devir borcu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin protokolde yazan "isterse" kelimesini hatalı yorumladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, yetkisiz mahkemede karar verildiğini, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmadığını belirterek birleştirilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat, birleştirilen davada ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.

2. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

3. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

4. Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

5. İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 26 ve 27 nci maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.

6. Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup, dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

7. 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi bir takım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hâle geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.