Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... 'un dava konusu 1449 ada 2 parseldeki hissesini 16.06.2017 tarihinde 3.250,00 TL bedelle dava dışı ... 'a sattığını, ... 'ın ise aldığı hisseyi iki ay geçmeden 11.08.2017 tarihinde 120.000,00 TL bedelle davalı ...'a sattığını, ön alım hakkını engellemek için muvazaalı olarak satış bedelinin yüksek gösterildiğini ileri sürerek 3.250,00 TL veya mahkemece belirlenecek değer üzerinden kullandırılacak olan ön alım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiş; daha sonra yargılama aşamasında mahkemece belirlenen 13.120,56 TL üzerinden ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek harcı tamamlamış ve ön alım bedelini yatırmıştır.
Davalı vekili duruşmalardaki beyanı ile; bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yakın tarihli iki satış arasında fiyata ilişkin yüksek orandaki artış ile dava konusu payın keşfen belirlenen değeri esas alınarak bedelde muvazaa iddiası kabul edilmek suretiyle 13.120,56 TL ön alım bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili, mahalinde yaşanan gelişmeler nedeniyle dava konusu taşınmazın değerinin arttığını; buna karşın bilirkişi raporundaki değerin düşük kaldığını, bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından tapudaki satış bedeli esas alınarak 122.400,00 TL ön alım bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili, iki ay ara ile yapılan iki satış arasındaki 37 katlık fiyat artışının bedelde muvazaayı ispatladığını, aksi yöndeki gerekçenin hatalı olduğunu zira satış işlemine taraf olmayan müvekkillerinden tanık göstermesinin beklenemeyeceğini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, müvekkili lehine hükmedilecek vekalet ücretinin ise eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190,369,370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 ve devamı maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.