Mahkumiyet
Suça konu belgelerin akıbeti hakkında mahallinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
1-UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, sanığın benzer şekilde muhtelif tarihlerde sahte belgelerle telefon hattı aboneliği tesis etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla yargılama yapılması ve temyiz edilerek Yargıtay'a gönderilmesi, yine iddianamede “...kayıtlarımızın incelemesinde şüphelinin benzer şekilde açık hat çıkarma eylemleri nedeniyle Özel Belgede Sahtecilik suçundan birçok soruşturması ve Asliye Ceza Mahkemesinde hakkında açılan birçok dava bulunduğu..”şeklinde açıklamaya yer verilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması açısından; sanık hakkında benzer eylemler nedeniyle açılan diğer dava dosyaları getirtilip, derdest olmaları halinde birleştirilmesi, aksi takdirde bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örnekleri dosya içerisine konulduktan sonra belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve suç tarihleri ile zaman aralığı birlikte dikkate alınarak; hukuki kesintiyi oluşturan iddianamelerin düzenlendiği ve suçun işlendiği tarihler saptanarak, davaların mükerrer olup olmadığı, sanığın eylemlerinin ayrı suçları oluşturup oluşturmadığı ya da zincirleme suç niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 TCK.nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin uygulanmasına karar verilen sanık hakkında ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesi,
3-Özel belgede sahtecilik suçundan TCK'nun 207/1. 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılan sanıklara, 5271 sayılı CMK'nun 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına hükmedilmesi,Yasaya aykırı
4-Hükümden sonra 19/02/2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanığa önödeme önerisinde bulunulmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdirinde ve ayrıca 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.