Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, bağımsız bölümün teslimi, gecikme tazminatı ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2022 tarihli ek kararı ile temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin 23.04.2014 tarihli Gayrimenkul Satış ve İnşaat Yapım Sözleşmesi ile İnnovia - 4 projesi, A2 Blok, 410 konum No.lu daireyi toplam 135.000,00 TL bedelle almak üzere davalı şirket ile anlaştığını, müvekkilinin bugüne kadar ki tüm ödemelerini yapmış olduğunu, sözleşmedeki teslim tarihinin geçmiş olmasına rağmen taşınmazın hâlen inşaat hâlinde olduğunu, bu sebeple dava konusu dairenin sözleşmeye uygun olarak tamamlanması ile müvekkillerine fiili teslimine, eksik metrekare hususunun tespitine, eksik metrekare tespit edilmesi hâlinde eksik tutara karşılık hesap edilecek tazminatın tespiti bilirkişi ölçüm ve hesaplamasına bağlı olduğundan, bu bentdeki davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı olmak kaydıyla teslim tarihi 24.10.2016'dan 24.10.2017 tarihine kadar sözleşmede belirtilen aylık 270,00 TL tutar üzerinden hesaplanacak 3.240,00 TL gecikme cezasının ve 24.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan tahsiline, gecikme nedeniyle aylık kira bedelinin tespiti ile tespitin bilirkişi incelemesine bağlı olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile 24.10.2016 - 24.10.2017 tarihleri arasında işleyecek ve hesaplanacak aylık kira bedelleri için şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine, sözleşmenin ihlali neticesinde müvekkillerinin derin üzüntü ve elem yaşamış olduğunu, davalı şirketin bu tutumu haksız fiil olarak değerlendirerek sözleşmeye aykırılık nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle: davacının iddialarının sebepsiz zenginleşme sağlamak amacıyla ileri sürüldüğünü, gecikmenin müvekkilinin elinde olmayan mücbir sebeplerden kaynaklandığını, eksik metrekareye ilişkin iddiaların anlaşılamamış olduğunu, teslim alınmayan taşınmaza ilişkin tazminat isteminde bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, hem cezai şart tazminatının hem de kira tazminatının bir arada talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat talep etmek için şartların oluşmadığı, davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu inşaatın tamamlanmadığı, ifa olanağı bulunmadığı, teslim koşulunun da yerine getirilmediği, mülkiyetin nakli koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, sözleşmede aynen ifa imkanı bulunmadığından sözleşmenin diğer maddelerine dayanılarak ifa talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle gecikme tazminatı ve kira bedeli tazminatı talepleri yönünden de davanın reddine, teslim edilemeyen taşınmazda ayıplı ifa sebebiyle değer kaybı tazminatı talep edilemeyeceğinden metrekare eksikliği sebebiyle tazminat talebinin de reddine, manevi tazminat talebinin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ifa imkansızlığı sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, inşaatın tamamlanma oranı %50 olarak tespit edilmiş olup, ifa imkansızlığı değil, temerrüt söz konusu olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun olarak düzenlenen sözleşme fesih edilmediği sürece sözleşmenin geçerli olup tarafları bağlayacağını belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasının talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda sözleşmenin ifasının mümkün olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri ve Temyiz Süreci
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince 17.05.2022 tarihli ek kararıyla hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, davacılar vekilince ek karar da, temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, yap-satçı ile yapılan adi yazılı satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237,2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.
1. Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesince, usulüne uygun muhtıraya rağmen eksik olduğu belirtilen masraf miktarı süresinde yatırılmadığından bahisle temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin karar verilmiş ise de; 25.12.2023 tarihli mahkeme yazısına göre dosyada yeterli masraf bulunduğu anlaşıldığından 17.05.2022 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2. Ek kararın kaldırılması üzerine işin esası yönünden yapılan incelemede; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.05.2022 tarihli EK KARARIN ORTADAN KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.