Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı 20.02.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; 27.02.2001 tarihinde koşullu salıverildiğini, 28.02.2002 tarihinde bir olaya karıştığını, ve tutuklandığını, Nazilli ilçesinde 2002/118 Esas, 2003/134 Karar sayılı dosyasıyla Ağır Cezada yargılandığını, ve Nazilli ceza evinde 5 ay 15 gün tutuklu kaldığını, tahliye edilip beraat kararı verildiğini, tahliye olduktan sonra ifade için çağrıldığını ve tutuklandığını, tahmin 6 ay sonra 3 yıl 4 ay ceza verilip tahliye olduğunu, 1 yıl sonra tekrar aynı dosyadan tutuklandığını, eksik günlerini tamamlayıp tahliye olduğunu, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kapanınca İzmir Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yargılanıp, 1 yıl 15 gün cezanın düşürüldüğünü, gıyabında yargılama yapıldığını, 1 yıl 15 güne düşen cezası için beraat kararı hariç 13 ay ceza yattığını, 17 yıl sonra infazının yandığı için tutuklandığını, ve halen cezayı infaz ettiğini, burada hak ihlalinin olduğunu, Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp beraat etmesi nedeniyle 20.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın verilmesi gerektiğini, talep etmiştir.

2.Davalı vekili 16.04.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılmadığını, davacının taleplerini belgelendiremediğini, tazminat miktarlarının açıklanmadığını, mahsup kararı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

3.Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2019 tarihli ve 2019/170 Esas, 2019/443 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.09.2020 tarihli ve 2019/2081 Esas, 2020/1294 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacının temyiz isteminin kabulü ile manevi tazminatın eksik olduğundan bozulmasını, talep edilmiştir.

Davacının temyiz istemi; Hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğunu, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin verilmesi gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/93 Esas – 2006/142 Karar sayılı ceza dosyasında gasp ve hürriyeti tahdit suçundan 21.02.2002 - 25.06.2002 tarihleri arasında 4 ay 4 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 30.04.2013 tarihinde kesinleştiğini ve davanın süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında mahsup kararı bulunmadığını, haksız koruma tedbiri olan tutukluluğunun sürdürülmesinde kendi kusur ve ihmalinin bulunmadığı, davacının özgürlüğünün yapılan yargılamada kısıtlandığı ve neticede hakkında beraat kararı verildiği, davacının tutukluluğunun sürdürülmesinde kendi kusur ve ihmalinin bulunmadığı, davacının özgürlüğünün yapılan yargılamada kısıtlandığı ve neticede hakkında beraat kararı verildiği, tazminat isteme hakkının doğduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile 658,16 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Tazminat talebinin dayanağı olan Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/93 Esas – 2006/142 Karar sayılı ceza dosyasında gasp ve hürriyeti tahdit suçundan 21.02.2002 - 25.06.2002 tarihleri arasında 124 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 30.04.2013 tarihinde kesinleştiği ve davanın 466 sayılı kanunda belirlenen süresi içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacının temyiz talebi yönünden;

1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacının ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2.Davacı ile ilgili tutuklama müzekkerelerinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Kabul ve uygulamaya göre; Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Kabul ve uygulamaya göre;Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (A-2, A-4) bendinde açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.09.2020 tarihli ve 2019/2081 Esas, 2020/1294 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, davacının kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.