HÜKÜM:
Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına “düğün paketçisi” ibarelerini taşıyan tanınmış pek çok marka tescilinin bulunduğunu, “modalife Türkiye'nin düğün paketçisi” ibareli markanın tanınmış marka olduğunu, davalının 2017/27569 numaralı "akdenizin düğün paketçisi" ibareli başvurusunun müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, Marka Daireleri Başkanlığına yapılan itirazlarının kısmen kabul edilerek 31 inci sınıftaki ''ormancılık ürünleri'' yönünden davalı ... başvurusunun reddedildiğini, ancak 31 inci sınıftaki diğer emtialar yönünden başvuru sürecinin devamına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da YİDK tarafından reddedildiğini, davalı başvurusunun müvekkilinin 23 adet markasıyla iltibas oluşturduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
1.Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin markasını 20 yılı aşkın süredir aralıksız kullanmakta olduğunu, müvekkilinin markalarının 2006’dan beri tescilli bulunduğunu, dava konusu markanın, önceki markaların devamı niteliğinde olduğunu, davacının daha önce de müvekkiline karşı benzer davalar açtığını, aynı konuyla ilgili emsal yargı kararlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "Akdenizin Düğün Paketçisi" ibareli marka başvurusu ile davacının "Düğün Paketçisi" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil bir benzerlik bulunmakla beraber, davalının marka başvurusunda bırakılan, yani kapsamından çıkarılmayan mal ve hizmetler açısından, davacı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzerlik göstermediği, bu açıdan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki iltibas koşulunun da oluşmadığı, davalı ... başvurusu dolayısıyla kapsamındaki mal/hizmetler de dikkate alınarak, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının somut davada kanıtlanamadığı, diğer yönden davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin T/02446 tescil numaralı “MODALIFE” ibareli markasının TÜRK PATENT nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğunu, müvekkili adına tescilli "modalife Türkiye'nin düğün paketçisi" ibareli markanın "tanınmış" marka olduğuna 31.07.2013 tarihinde karar verdiğini, müvekkilinin "düğün paketçisi" ibaresini taşıyan markasının piyasada tanınmış durumda olduğunu, bu sıfatla kendisine sağlanan korumadan faydalanmasının gerektiğini, davalının marka başvurusu yapmasında, "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerin" gerçekleştiğini, itiraza konu marka kapsamında yer alan tüm malların, müvekkilinin markasının kapsamında yer alan mallar ile görsel, işitsel ve kavramsal yönden son derece benzer ve bağlantılı olduğunun ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davalının tescil isteminde kötü niyetli bulunduğunu, müvekkilinin pek çok markasıyla piyasada oluşturduğu bilinirlikten haksız olarak yararlanma amacını taşıdığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ''MODA LIFE'' ve ''Moda Life Türkiyenin Düğün Paketçisi'' ibareli tescilli markalarının tanınmış markalar olduğunu, ''düğün paketçisi'' ibaresi taşıyan marka ile son derece benzer olması nedeniyle karıştırma ihtimali olduğunu, benzer mal ve hizmetin tayininde piyasanın anlayışı ile halk tarafından karıştırılma ihtimalinin dikkate alınması gerektiği, farklı sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerinde benzer kabul edilebileceği, itiraza konu marka ile müvekkil markalarının son derece benzer ve bağlantılı olduğunu, davalının müvekkilin piyasada oluşturduğu bilinirlikten faydalanmak istediği, kötü niyetli olduğu, mahkemece 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki koşulların oluşmadığı ve YİDK kararının yerinde olduğuna dair kararının hatalı olduğunu, yetersiz kendi içerisinde çelişkili bilirkişi raporunun hükme alındığını, itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.