İstinaf başvurusunun esastan reddi

Taraflar arasındaki Yeniden Değerlendirme ve İnceleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 91/003841, 93/005440 ve 2000/10838 sayılı markaların sahibi olduğunu, tescil edilmek istenilen dava konusu markanın, davacının “pearl” ve “inci” ibarelerini içerir bu markaları ile iltibas oluşturduğunu ve davacının senelerdir kullandığı markalarının yeni yaratılmış bir versiyonu olarak algılanacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davaya konu 2016/95616 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “karaca” ve “krc” markalarının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, “fine pearl” ile “royal pearl” vb. birçok markanın sahibi olduğunu, davacı yanın ileri sürdüğü kötüniyet iddialarının tamamen yersiz olduğunu, davacının 20 yıl önce tescil ettirdiği ve bu zamana kadar markasal anlamda kullanımı olmayan bir markaya dayanarak, herhangi bir benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı halde davalar açarak davacı şirketin ticari başarısının önüne geçmeye çalıştığını, bu nedenle kötüniyetli olduğunu, markaların benzerlik göstermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının "Karaca İnci Serisi" ibareli marka başvurusu ile davacının “Pearl” ve “İnci Porselen” ibarelerini içeren tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil anlamda ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı hakkı kanıtlanmadığından aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediği gibi davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususlarının somut delillerle kanıtlanmadığı, tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı ve davalının başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; heyet tarafından tanzim edilen raporda dava konusu davalı firma markası ile müvekkiline ait mesnet markaların benzer olduğunun tespit edildiğini, dava konusu markanın kötü niyetli olarak tescil müracaatına konu edildiğinin aşikar olduğunu, dosya kapsamında alınan rapor ile iltibas tehlikesinin tespit edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

İlk Derece Mahkemesince davalının “Karaca İnci Serisi” ibareli başvurusu ile davacının "Pearl" ve "İnci Porselen" ibareleri içeren tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibari ile görsel ve sesçil anlamda ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. İşaretlerin benzerliği incelenirken de özellikle redde mesnet markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tescil kapsamında mal ve hizmetleri tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır. Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.

Tüm bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tüketici nezdinde markalar arasında somut bir karıştırılma halinin meydana gelmesinin şart olmadığı, taraf markalarının aynı asli ve baskın unsuru içerdiği, buna bağlı olarak görsel, fonetik ve kavramsal açıdan yüksek benzerlik taşıdığı bir halde, benzer emtia gruplarında her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin ilk anda markalar arasında bu bağlamda bir ilişki kurmasının karıştırılma ihtimalini doğurabileceği, dava konusu başvuru ile davacı markalarını gören ve işiten tüketicinin sonraki markanın davacı yanın tescilli markalarının yeni bir serisi olarak algılayabileceği, bu durumun ise aralarında iktisadi bir bağ olduğu yanılgısını doğurabileceği ve imaj transferine yol açabileceği, o halde davalının "Karaca İnci Serisi" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait markaların benzer görüldükleri emtialarda iltibasa neden olabilecek düzeyde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bir benzerliğin bulunduğu, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği ihtimali gözetilip bir değerlendirme yapılarak, benzer mallar ve hizmetler yönünden davanın kabulüne, diğerleri yönünden ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, kararın davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.