Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; ... Köyü mülki hudutları dahilinde yolüstü mevkiinde kain 246 parsel nolu taşınmaz ile 1045 parsel nolu taşınmazın batısında yer alan batısı yol, güneyi yol olan yaklaşık 11 dekar olan taşınmazın davacının mülkü olduğunu, 1976 yıllarındaki tapulama çalışmalarında bu kısmın tescil harici bırakıldığını, bu taşınmazın orman olmadığı gibi meralık vasfının da olmadığını, bu yerin tamamen kültür arazisi vasfında olduğunu, bu taşınmazın imar ve ihya edilmek suretiyle 30 yıldan çok uzun bir süredir tarım arazisi olarak kullanıldığını beyanla, tapulama harici bırakılan 11 dekar civarındaki bu taşınmazın imar ve ihya edilerek tarım arazisi olarak kullanan davacı ...oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; taşınmazın orman, otlak, mera vs. sayılan yerlerden olup olmadığı, ... saha içinde kalıp kalmadığı gibi özel durumlar da incelenerek taşınmazın özel mülkiyete konu olup olmayacağı hususunun teferruatlı olarak araştırılması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, iktisap edilebilen yerlerden olsa dahi davacı lehine zilyetlikle mal edinme koşulları gerçekleşmediğini, öncelikle davacının imar ve ihyayı ispatlaması gerektiğini, eğer davacı davasını ispat edemez ise Medeni Kanuna göre taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, süre itirazında bulunduklarını, davacının olağanüstü zamanaşımı yolu ile zilyetliğine dayanarak taşınmazın tescilini talep etmesinin usule aykırı olduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında, orman sayılmayan yer olduğu, orman içi açıklık, mera, yayla ya da kışlak olmadığı, ilk tesis kadastrosunda tapulama harici çalılık olarak tespit edildiği ve imar ihyanın 1976 yılından önce tamamlandığı ve çok uzun zamandan bu yana ekonomik amacına uygun olarak kullanılan tarım alanı olduğu, kişisel kullanımına uygun bir yer olup şahıslar adına tespiti yapılabilecek nitelikte olduğu; dinlenen tanıkların ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında da bu taşınmazın öncesinde davacının babasının daha sonra da davacının 20 yılı çok aşkın zamandır kesintisiz, nizasız, malik sıfatıyla ihya ederek ekonomik amacına uygun bir şekilde kullandığı, dolayısıyla zilyetlik yoluyla taşınmazı edinme koşullarının da oluşmuş olduğu dikkate alınarak tarla vasfında olan dava konusu taşınmazın davacı lehine tapuya tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın, batısındaki yine davacıya ait 246 parsel ... taşınmazla zeminde bir bütün olarak davacı ve babası tarafından 20 yıldan daha uzun bir süreden beri ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığı, bu yerin zilyetlikle mülk edinilemeyecek yerlerden olmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık sözlerinin hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları ile doğrulandığı, gazete ilanlarının yapıldığı ve yargılama giderlerinin doğru olarak davacı üzerinde bırakıldığı anlaşıldığına göre davanın kabulüne dair mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı husus bulunmadığı sonucuna varılmakla davalılar vekillerinin istinaf talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
54,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden ... alınmasına,
54,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.