SAYISI:
2020/1008 Esas, 2022/560 Karar

Yeniden hüküm kurularak davanın kabulü

SAYISI::::
Davalı vekili
İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
16.11.2017
2015/187 E., 2017/327 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, bünyesindeki Lipton markalarının ve bu markanın kullanmış olduğu çay ürünlerinin satışa sunulduğunu paketlerin ... yaratıcısı, ambalaj kompozisyonu fikir sahibi, yaratıcısı ve ilk kullanıcısı olduğunu, davalının 2013/58290 tescil no'lu markasının, müvekkiline ait 2004/08953, 2010/02869,2009/55252, 2002/27872,2007/36264 ve 2007/43256 tescil no'lu markalarındaki bir çok unsurun biraraya getirilmesi ile oluşturulduğunu, davalının hiçbir teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen müvekkilinin tescilli markalarındaki ana zemin rengini, kelime konumlandırma biçimini, markanın arkasında bulunan ... figürünü, çay yaprağı motifini, yaprağın üzerindeki damlacığı, kelimeleri çeviren san ... hareyi, çay bardağını ve arka fondaki ... desenlerini aynen kullanmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait LİPTON markasının tanınmış marka olduğunu, davalı eyleminin aynı zamanda müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ve tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, kötü niyetli olarak tescil ettirilen ve müvekkili şirketin markasıyla iltibas yaratan 2013/58290 tescil numaralı "... Karadeniz Demlik Poşet Siyah Çay" + Şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; marka tescil süresinde davacı tarafın itirazına rağmen ilgili kurum tarafından benzerlik olmadığı gerekçesiyle davacı itirazının reddedildiğini, dava konusu markanın 22.05.2015 tescil edildiğini, iki yıl geçtikten sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu markayı hukuken korunan bir hakkına dayanarak kullandığını, müvekkili şirketin satışlarına esas ve asli unsurun "..." logosu, davacının ise "LİPTON" logosu olduğunu, dolayısıyla bu iki markanın birbirinden farklı olduğunu ve tüketicinin bunu ayırt ettiğini, iltibasa yol açacak bir benzerliğin söz konusu olmadığını, davacı tarafın karşılaştırma yaptığı ürün ambalajının davacı adına tescilli olmadığını ve bu yüzden bu ambalajı davalıdan önce kullanıyor olduğunun ispatlanması gerektiğini, "..." un en az "LİPTON" kadar tanınırlığa sahip olduğunu, tüketicinin bu iki markayı ambalaj benzerliği sebebiyle karıştırma ihtimalinin olmadığını, müvekkili firmanın kullandığı renklerin kimsenin tekeline ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2013/58290 tescil numaralı ürün ambalajı şeklindeki markasının davacının tescilli markası ile iltibas tehlikesi oluşturmadığı, davacı tarafın kullanım sonucu söz konusu ambalaj üzerinde ... hak sahibi olabilmesi için davalı markasının başvuru tarihinden önce bu ambalajı ticari faaliyetlerinde kullanarak ayırt edicilik kazandırdığının ispatlanması gerektiği, bu nedenle davalı ürün ambalajı şeklindeki dava konusu markanın davacı tescilli markaları ile iltibas tehlikesi oluşturmadığı, davalının tescilli markasını kullandığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, son verilmesi ve markanın hükümsüzlüğü talepli davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çay ürünlerinin satışa sunulduğu paketlerin ... yaratıcısı, ambalaj kompozisyonun fikir sahibi ve ilk kullanıcısı olduğunu, müvekkilinin marka ve tescilli/tescilsiz ambalaj tasarımlarına dayalı haklarının, davalı şirket tarafından sistematik bir biçimde ihlal edildiğini, davacının 2002,2004,2007,2009 ve 2010 yıllarında çay paketleri ve logolarını tescil ettirdiklerinin, ancak ana zemin renginin, kelime konumlandırma biçiminin, markanın arkasında bulunan ... figürünün, çay yaprağı motifinin, ambalajlara hakim ... ve ... renklerin davalı markasında kullanıldığını, davalı markasının davacı adına tescilli 2004/08953, 2002/27872,2007/36264, 2007/43256,2009/55252, 2010/02869 markalardaki birçok unsurun bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, markalar arasındaki benzerlikten dolayı haksız rekabete sebebiyet verildiğinin İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/154 E. sayılı dosyası ile tespit edildiğini ve bu sebeple 2009/63901 tescil no.lu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Lipton'un tanınmış marka olduğunu ve ... Çay'ın kullandığı benzerlikler sebebiyle tüketici tarafından iki ürünün karıştırılmaya müsait olduğunu, bütüncül olarak müvekkili markaları ile karıştırılabilir nitelikte olduğunu, davalının hiçbir teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen müvekkilinin tescilli markalarındaki unsurları aynen kullanmasının kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin öncelikli ve ... hak sahibi olduğunu, davalı adına tescilli 2013/58290 sayılı ürün ambalajı şeklindeki markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iltibas değerlendirmesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarihli ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca hakim tarafından yapılabileceği, davalı markasının, markanın tescil edildiği çay ürünü ambalajının görselinden oluştuğu, somut olayda, davalıya ait 2013/58290 tescil no.lu ürün ambalajı şeklindeki markanın, davacı adına tescilli 2004/08953, 2002/27872,2007/36264, 2007/43256,2009/55252, 2010/02869 markaların bir araya getirilerek oluşturulup oluşturulmadığının değerlendirilmesi gerektiği, markalar kıyaslanırken, markaların içerisinde yer ... unsurlardan yalnızca bir veya birkaçı üzerinden benzerlik değerlendirmesi yapmak yerine markaların genel görünümü, yani bütünsel benzerliğinin dikkate alınması, bunu yaparken markalar arasındaki farklılıklardan ziyade ortak özelliklere ağırlık verilmesi gerektiği, davacıya ait markalarda genellikle ... ana zemin üzerinde ortalanmış kırmızı-... LİPTON logosu olduğu, ardında sol köşede konumlandırılmış ışıyan dairesel harekete sahip çizgisel formdan ve ortasında belirginleşen ... alandan oluşan ... imajı bulunduğu, bazı davacı markalarında ... kısımda siyah renkte harflerle yazılmış ''... Karadeniz'' ve ''... Karadeniz Çayı'' ifadesinin yer aldığı, bir markasında sağ alt köşede dört yapraklı dışa dönük çay filizinin bulunduğu; davalıya ait şekil markasında ise, üç yapraklı bir çay filizinin sol üst köşede konumlandırıldığı ve farklı olsa da ... kısımda bir ... imajı kullanıldığı, her iki markada da marka sözcüklerinin kırmızı fon içeisinde ... renkte yer aldığı, davalı markasında davacı markasında olduğu gibi hakim rengin ... renk olduğu ve ambalajın kenarlarına serpiştirilmiş şekilde ... renge yer verildiği, davalı ambalajında göze çarpar şekilde yeralan "Karadeniz" sözcüğünün, bütünsel olarak davacının markaları ile benzerliğe yol açtığı, davalının hiçbir zorunlu sebep yokken ve sınırsız seçenek özgürlüğü varken yukarıda değinilen benzer tercihleri yapmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, somut olayda iltibas tehlikesinin bulunduğu, bu durumun aynı zamanda markaya tecavüz fiilini oluşturduğu ve hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, davalı eyleminin aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, buna göre davanın kabulüne, davalının markaya tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine, davalı adına tescilli 2013/58290 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaya konu ürünün Ülkemizde tüketim şekline bakıldığında tüketicinin ambalaja değil markaya baktığını, müvekkili markasının ... olarak tanınıp tercih edildiğini, davacı markasının ise LİPTON olarak tanınıp tercih edildiğini, logo, ürün ad, renk ve ambalaj dizaynındaki farklılıklar sebebiyle de tüketicinin karıştırma ihtimalinin olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince, uzman görüşlerine itibar edilmeyerek subjektif kriterlere göre değerledirme yapıldığını, müvekkilinin adına tescilli markaları ve tasarımlarına dayanarak dava konusu ambalaj tasarımı oluşturduğunu, yani hiç bir sebep yokken ve sınırsız seçenek içinden davacının tescilsiz markasını değil kendi tescilli marka ambalajını kullandığını, markaya tecavüz edildiğinin doğru olmadığını, müvekkili şirkete ait tescilli tasarımların görsellerinin sunulduğunu, istinaf mahkemesince, iltibas değerledirmesinin hakim tarafından yapılacağının belirtildiğini, ancak ambalaj tasarımının günümüzde uzmanlık gerektiren ve ... bilgi gerektiren bir ... olduğunu, dosyada yer ... uzman görüşünü havi bilirkişi raporları göz ardı edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, istinaf mahkemesince, davacı tarafından dayanak gösterilen markalar arasında yer almayan davacıya ait tescilsiz ambalaj ile müvekkiline ait tescilli marka tescilinin karşılaştırmasının yapılmasının doğru olmadığını, karardaki iltibas değerlendirmesinin ağırlıkla davacının tescilsiz markasına ilişkin olduğunu, bahsekonu davacı markası tescilsiz olduğundan ... hak sahipliği yönünden değerledirme yapılması gerektiğini, davacı tarafın söz konusu ambalajı müvekkili şirket adına tescilli dava konusu markadan önce kullandığını ispatlayamadığını, "Karadeniz" ibaresinin menşei belirttiğini, kimse tarafından tescilinin mümkün olmadığını, her ne kadar her iki ürün ambalajında ... renk kullanılmış ise de gerek dava konusu marka ambalajında ... renk ile birlikte kırmızı renginde kullanılması gerek renkler bağımsız olarak marka konusu yapılamayacağından iltibastan söz edilemeyeceğini, ... rengin çay sektöründeki bir çok firma tarafından kullanıldığını, markaların karşılaştırılması yapılırken markayı oluşturan unsurlardan tüketicinin zihninde kalan ve markanın baskın unsurları da göz ardı edilmemek kaydıyla işaretlerin bir bütün olarak yarattıkları izlenim bakımından iltibas tehlikesine yol açıp açmayacaklarının değerlendirilmesi gerektiği, nitekim bu gerekçe ile lehlerine verilmiş ve derecattan geçmiş yargı kararlarının bulunduğunu, dosyada alınan bilirkşi raporlarında da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı tespitine yer verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili bilahare İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/920 E., 2022/534 K. sayılı kararını dosyaya sunmuştur.

Dava, davalının tescilli markasının davacı markaları ile iltibas oluşturduğundan bahisle davalı markasının hükümsüzlüğü, sicilden terkini, davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespiti taleplerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. Mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,

3. 6102 sayılı Kanun'un 55 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.