SAYISI: İHK-2021/45733

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
SAYISI: K-2021/146451

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazların reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.02.2020 tarihinde davacı yayaya, davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt alınamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 39.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 40.000,00 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebini 01.09.2021 tarihinde geçici iş göremezlik yönünden 13.948,17 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 72.484,84 TL olmak üzere toplam 86.433,00 TL'ye artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin talep edenin zararını karşıladığını, hesaplamanın aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğini, başvurucunun zararın hesaplanması için gerekli bilgileri sigorta şirketine sunmadığını, kaza ile maluliyet arasında illiyet bulunmadığını, tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, istenen tedavi masraflarının, geçici bakıcı giderinin fahiş olduğunu, takdiri indirimi yapılması gerektiğini, sigortalının kusuru bulunmadığını, davacı çalışmadığından kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybının söz konusu olmadığını, davacının çalışmaması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı da talep edemeyeceğini, hesaplamanın Genel Şartlara uygun yapılması gerektiğini, bu bakımdan TRH-2010 Tablosu ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre hesap yapılması gerektiğini, maluliyet raporunu da kabul etmediklerini, yönetmeliğe uygun düzenlenmemiş olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin başvuruyu reddetmesi nedeniyle temerrüt faizi talep edilemeyeceğini, yasal faiz talep edilebileceğini, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)' ne göre belirlenen rakamın 1/5'i olması gerektiğini, eksik belge ile sigorta şirketine başvuru yapıldığından başvurunun geçerli kabul edilemeyeceğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna da gerekli evraklar ile başvuru yapılmadığını, talebin usulden reddi gerektiğini savunarak talebin reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, 72.484,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 13.948,17 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 86.433,00 TL tazminatın 21.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, mevcut olayda kusur ve illiyet bağı bulunmadığından tazminat talebinin reddi gerektiğini, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı hesaplamasında bulunması gereken bir diğer kriterin malvarlığında eksilme olduğunu, malvarlığında bir eksilme söz konusu değilse hesaplama yapılmayacağını, bir kişi uğradığı bedensel zarar sebebiyle maddi zarara da uğradığını ispatlayamıyorsa kazanç kaybı talebinin reddi gerektiğini, somut olayda da davacı kazaya uğradığı dönemde çalışmadığından ve sonrasında çalışacağı belli olmadığından kazanç kaybı oluşmayacağını, tüm bunlara rağmen başvurucu lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, etkin iyileşme süresinin sona ermesi beklenmeden alınan raporun gerçeği yansıtmadığını, başvurucunun bir yıllık etkin iyileşme süresinin sona ermesini bekleyerek yeniden rapor alınması gerekirken hatalı düzenlenen rapor ile karar verilmesinin doğru olmadığını, hiçbir şekilde başvuran tarafın talebini kabul etmemekle birlikte; başvuran tarafın talep ettiği zararın, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlikten sorumlu bulunmadıklarını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sunulan raporun yeterli kişi ve uzmanlıkta Adli Tıp Kurumu Heyetinden oluşmadığını, müvekkilin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti teminatı ile sınırlı olduğunu, vekalet ücreti sorumluluğunun da yine poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, sebeple teminat sınırının dikkate alınması gerektiğini, başvurucuya hükmedilen tazminata sigorta tahkim komisyonuna başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken daha erken tarihten itibaren faiz işletilmesine itiraz ettiklerini, başvuru sahibi lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu, sürekli iş göremezlik tazminatının efor kaybı olarak Yargıtay uygulamasında kabul edildiği, bu nedenle kazançlarında azalma olmasa bile hüküm altına alınması gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatının sigorta paliçesi kapsamında olduğu, hesaplamanın Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile yapılmasında hata bulunmadığı, sigortalı araç sürücüsünün geri geri giderek yayaya çarpması ile oluşan kazada sigortalı sürücünün %100 kusurlu kabul edilmesinde hata bulunmadığı, poliçe teminatının aşılmadığı, faiz başlangıcının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 8 işgünü sonrası olarak belirlenmesinde hata bulunmadığı, vekalet ücretinde hata olmadığı gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; talep edenin zararının karşılandığını, kusur oranına itiraz ettiklerini, başvurucunun zararın belirlenmesine yönelik gerekli evraklar ile sigorta şirketine başvuru yapmadığını, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hesaplamanın Genel Şartlara göre TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı kuruma gönderilen tebligatın ne zaman ulaştığına ilişkin bir evrak bulunmadığından faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini, faizin yasal faiz olması gerektiğini, vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5'i olması gerektiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna da eksik evrak ile başvuru yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yayanın geçici iş göremezlik ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

Davaya konu kazanın meydana geldiği 12.02.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3.Davacı yaya ile davalı ... şirketinin trafik sigortasını yaptığı aracın karıştığı trafik kazasında davacı yaya yaralanmıştır. Kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün geri manevra kurallarına uygun davranmaması nedeniyle kural ihlali bulunduğu, yayanın ise kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı ... tüm kusurun sigortalı araç sürücüsünde olmadığını savunmuştur. Hakem heyetlerince kusur raporu alınmamış, kaza tespit tutanağı ile yetinilmiştir. Kusur raporu alınmadan, yaya ve yolun durumu irdelenmeden hüküm kurulması doğru değildir.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru değildir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.