Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, davacı ve davalının önceden evli olup, ... Aile Mahkemesinin 2012/622 Esas ve 2013/280 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, bu kararın 03/06/2013 tarihinde kesinleştiğini, evlilik birliği içerisinde alınan 33 ada 100 parsel sayılı taşınmazın davalının adına tescil edildiğini, davalının bu taşınmazla ilgili hiçbir ödemesi ve harcaması olmadığını, taşınmazın bedelinin tamamının davacı tarafından karşılandığını açıklayarak taşınmazın tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak hâkime aittir (HMK'nun 33.md.). Davacı vekili, dava dilekçesinde taşınmazın evlilik birliği içerisinde alındığını açıklayarak istekte bulunmuştur.
İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; evlilik birliği içerisinde edinilen çekişme konusu taşınmaz bedelinin tümüyle kendisi tarafından ödendiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yerel Mahkemenin nitelendirmesi de aynı yönde olup, doğrudur. Ne var ki; bu davaların çözüm yeri, 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur.

Mahkemece, davanın niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.