Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. Davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava dilekçesi ve duruşma günü davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ...'e Tebligat Kanununun 28. madddesi gereğince ilanen yapılmıştır. Tebligat Kanununun 28 maddesine ve tebligat tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğüne göre adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Kendisine tebligat yapılamayan ve ikametgâhı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Mahkemece, muhatabın adresine tebligat yapılamaması halinde muhatabın adresi resmi veya özel kurum ve dairelerden gerekli görülenlere sorularak ve zabıta vasıtasıyla araştırılarak ve tespit ettirilir. Buna rağmen, tebligat adresi tespit edilemiyorsa, ilanen tebliğ yoluna gidilir. Ayrıca tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti Tebligat Kanununun 29/2. maddesi gereğince tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. Mahkemece, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerince, yeterince araştırma yapılmadan, ilanen tebligat yapılmıştır. Nitekim mahkemece ilanen tebliğden sonra 01.11.2011 tarihli celsede, ilanen tebligat için yeterli araştırma yapılmadığı ara kararda belirtilerek, yeniden belediyeden ilanen tebligat yapılan davalıların adresleri sorulmuş, belediye tarafından
29.12.2008 tarihli yazı ile davalıların ondördünün adresi belirtilmesine rağmen, bu husus üzerinde de durulmamıştır. Ayrıca dosyada ilanın askı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu nedenle ilanen tebligat yapılan davalılara ilişkin tebliğ işlemi usulsüzdür. Mahkemece, bu aşamada Tebligat Kanununda 6099 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ve 25.01.2012 tarihli ve 28184 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik nedeniyle Adres Kayıt Sisteminde adresi bulunan kişilerin davada bildirilen adreslerinin olmaması halinde yahut bildirilen adreslerine tebligat yapılamaması durumunda Adres Kayıt Sistemindeki adreslerine tebligat yapılması gerektiğinden, öncelikle kimlik bilgileri tespit edilmeyen davalılar yönünden, davaya konu parselin 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince yapılan imar uygulaması ile oluşan imar parseli olmasına göre, davalıların, kök tapu kaydındaki, edinme sebebini gösteren resmi senet, mirasçılık belgesi, mahkeme kararı ve sair kayıtlardan kimlik ve adres bilgilerine ulaşılabileceğinden Tapu Müdürlüğünden kök tapu kaydının edinme sebebine ilişkin kayıtlar ve tapulama tespit tutanağı getirtilerek ve yine kimlik bilgilerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan kimlik ve adres bilgilerinin tespitine ilişkin araştırma yapılarak, buradan da netice alınmaması halinde kolluk vasıtasıyla araştırma yapılarak, tüm araştırmalara rağmen, kimliği tespit edilemeyen davalılar yönünden 3561 Sayılı Yasa hükümleri de değerlendirilerek, usulünce taraf teşkilinin sağlanması bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.