Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu 118 ada 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazların 585/960 hissesinin ... adına, 375/960 hissesinin ise davacının murisi ... adına kayıtlı olduğunu, kadastro tespitinin 05.09.1989 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazlarda müvekkilinin nizasız ve fasılasız olarak otuz yıldan fazla tek başına zilyet olduğunu, kazanma koşulları oluştuktan sonra davalıların tapuda intikal yaptırdıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazlardaki davalılar adına intikalen tescil edilen payların tapularının iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalılar beyanlarında; ...’ın davacıdan başka da mirasçıları olduğunu, davacının tek başına bu davayı açamayacağını, dava konusu taşınmazların murislerinden kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazları yalnızca davacının babasının ve babasının 2006 yılında ölümüyle de davacının kullandığı, davaya konu TMK 713/2 maddesinde yer alan ''ölmüş'' sözcüğünün iptali kararından evvel 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin dolmuş olduğu ve davacı yararına kazanılmış hakkın bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile .... mahallesi ...mevkii 118 ada 7 ve 118 ada 9 parsel sayılı taşınmazların davalıların hisseleri nispetinde davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile bu hisselerin davacı ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, TMK’nın 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten biri olan "...ölüm..." hukuki sebebine dayalı olarak ve tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.

Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK'nın 713/2. maddesidir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi, “Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
TMK 713. maddesinin 2. fıkrasında ‘‘ Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.’’ hükmü düzenlenmiştir.
Davacı murisi ... 29.12.2006 yılında vefat etmiş olup geriye 13 mirasçısı kaldığına göre murisin ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK’nın 701 ve 702. maddelerine göre davacının tek başına bu davayı açması düşünülemez. Öncelikle davacıya murisinden satış, bağış, taksim vs şeklinde intikal olup olmadığının üzerinde durulması ve taşınmazın uyuşmazlık konusu payının davacıya murisinden kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir. Bu şekilde muristen kaldığı ve uyuşmazlık konusu payın sadece davacı tarafa ait olduğu tespit edilirse TMK 713/2 maddesinin diğer koşulları da oluşmuşsa şimdiki gibi davanın kabulüne, eğer muristen tüm mirasçılara kaldığı anlaşılır ve satış, bağış, taksim gibi bir olgu sonucu davacıya tek başına kalmadığı belirlenirse, TMK 701,702 uyarınca böyle bir dava dinlenemeyeceğinden ve TMK 640. maddesi gereğince de diğer mirasçılar bu suretle açılmış bir davaya dahil edilemeyeceğinden aktif dava yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aktif dava ehliyeti kesin olarak belirlenmeden davaya devamla hükmün esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda yazılı nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.