Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık müdafiinin 20.04.2012 tarihinde süre tutum dilekçesi verdiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmeyerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 106/1-1. cümlesinde tehdit suçunun cezasının altı aydan iki yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmesi, anılan Kanunun 2/1. maddesinin ikinci cümlesinde Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağının belirtilmesi karşısında, doğrudan gün adli para cezasına hükmolunmak suretiyle cezada kanunilik ilkesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.