Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.10.2016 tarihinde davacılardan ...' in eşi, davacılar ... ve ...' in babası, ...' in oğlu olan müteveffa sürücünün kullandığı bisiklet ile davalılardan ...' ün kullandığı, davalı YGL Nakliyat Ltd. Şti.' nin işleteni olduğu, davalı Alianz Sigorta A.Ş.' nin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenlediği aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacıların desteklerini yitirdiklerini, davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davacıların bu kaza nedeniyle tarifi mümkün olmayan derecede acı duyduklarını iddia ederek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacılar için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek-müteselsil tahsiline, 1.000,00 TL cenaze ve defin giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsil tahsiline, davacılardan ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacılar ... ve ... için 20.000,00' er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve YGL Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.' nden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan YGL Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde; davalı sürücü ...' ün olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını, davacıların taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Allianz Sigorta A.Ş veili cevap dilekçesinde; davacıların davalı sigorta şirketine yaptığı başvuru neticesinde hasar dosyasının açıldığını ve davacılara 35.433,70 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinden sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre ve " ...Alınan kusura ilişkin ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre ölenin tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusursuz olduğu anlaşılmış ise de, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin pek çok kararında da belirtildiği gibi, araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır...Davacıların talep edebileceği cenazeden kaynaklı maddi tazminat alacaklarının 1.200,00 TL olduğu anlaşılmış, bu tazminatların yukarıda belirtildiği gibi, olayın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmayan davalı işleten ve sürücüden değil yalnızca ZMM sigortacısı olan sigorta şirketinden talep edilebileceği, yine olayın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmayan davalı işleten ve sürücüye karşı açılan manevi tazminat yönünden de davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır." gerekçesi ile maddi tazminat talepleri yönünden Allianz Sigorta'ya karşı açılan davanın kabulüne, davacı Şenol Güvenç için 126.985,83 TL, davacı ... için 9.376,58 TL, davacı ... için 24.541,75 TL, davacı ... için 33.419,79 TL toplamı 194.323,95 TL ile 1.200,00 TL cenaze ve defin giderinin davalı Allianz Sigorta'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, maddi tazminat talepleri yönünden davalılar ... ve YGL Nakliyat'a karşı açılan davanın reddine, manevi tazminat talepleri yönünden davalılar ... ve YGL Nakliyat'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılardan ... ve YGL Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ile cenaze giderlerinin davalılardan müşterek müteselsil alınarak davacılara verilmesinin talep edildiğini, bu alacak kalemlerinin sadece davalı sigorta şirketi yönünden kabulünün hatalı olduğunu, ölüm ile sonuçlanan trafik kazalarında ölenin desteğinden yoksun kalan ve maddi ve manevi zararların tazminini isteyen kişilerin taleplerinin müteveffanın kusurundan bağımsız olduğunu, bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydı ile müteveffa tam kusurlu olsa dahi müvekkillerinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki ceza mahkemesinde alınan raporlarda davalı sürücünün tali kusurlu olduğunun da belirlendiğini, davalı sürücünün tali kusurlu bulunmasına rağmen davanın reddinin yerinde olmadığını, yapılan ödemenin faiz ile güncellenerek tazminat hesabından düşülmesinin hatalı olduğunu, dayanağı bulunmadığını, yerel mahkemenin faiz türü ile faiz başlangıç tarihini hatalı belirlediğini, davacılara ödenmesi gereken tazminatların 20.03.2017 tarihinde sigorta şirketine başvuruları bulunmakla bu tarihte temerrüt gerçekleştiğinden tazminatın bu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece manevi tazminat taleplerinin de davalı ... ve diğer davalı YGL Nakliyat şirketi yönünden kusur bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirkete davacı ... yönünden herhangi bir başvuru yapılmadan huzurdaki dava açıldığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müteveffa sürücünün kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu durumun poliçe teminatı dışında yer aldığını, ayrıca cenaze ve defin giderlerinin poliçe teminatı kapsamında yer almadığını, bu hususta bir delil mahkemeye sunulmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda; davacıların desteği müteveffa ...'in dava konusu kazada, kask takmayarak kazanın sonucu üzerinde kendi yaralanmasında zarar artırıcı etkisi olup, ayrıca; ters yönü kullanıp geçiş önceliği vermediğinden dolayı %100 tam kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü aynı zamanda davalı ...'ün kusurunun bulunmadığının belirlendiği, hal böyle olunca talep edilen tazminatın teminat dışında kaldığı anlaşılmakla bu yönü ile davanın esastan reddinin gerektiği...Öte yandan, davacılardan ... hakkında, davalılardan sigorta şirketine herhangi bir başvuru yapılmadan eldeki davanın açıldığından bu davacının davasının usulden reddinin gerektiği anlaşılmakla..." gerekçeleri ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat davası yönünden, davacı ...'in açtığı davanın usulden reddine, maddi tazminat davası yönünden, tüm davalılara karşı açılan davanın reddine, manevi tazminat davası yönünden; davalılar ... ve YGL Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti.' ne karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacılar aleyhine afaki miktarda vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, hak arama özgürlüğü kapsamında yakınlarını kaybedenleri dava açmaktan alıkoyacak şekilde olağan dışı, afaki ve ağır sonuçlar yüklemenin kanunun ruhuna ve yasanın konuluş amacına aykırı olduğunu, eski ve yeni tarihli birçok Yargıtay kararında; murisin ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olmasının destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar oluşturup bu hal kanun ile poliçe kapsamı dışında bırakılmamış olmakla, davacıların haklarına desteklerinin kusurlu olmasının etkili olacağının kabul edilemez olduğu ve destekten yoksun kalma zararının sigortacıdan talebinin mümkün olduğu şeklinde karar verilmekle bu davanın reddinin kararların çelişkili olamayacağını, hukukta içtihat birliğinin sağlanması amacına, belirlilik ve sürpriz karar yasağı ilkelerine aykırılık teşkil edeceğini, müteveffanın tam kusurlu olmadığını, karşı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağı ve ceza yargılamasında alınan raporlarda aracının hızını yolun durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle tali kusurlu bulunduğunu, kusur raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, yasal faiz yerine ticari avans faizine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketince yapılan ödemelerin faiz ile güncellenmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, ... açısından sigorta şirketine başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin yerinde olmadığını, dava şartı eksikliğinin giderilmesi için süre verilmesi gerektiğini bu eksiklik tamamlanmaz ise davanın reddedilebileceğini, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan her bir davacı açısından ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi düzenlenen diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kazada bisiklet sürücüsünün vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Dava trafik kazası nedeniyle desteğini kaybedenlerin karşı aracın sürücüsü, işleteni ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazminat taleplerine ilişkindir.

Sigortalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağında aracının hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle kusurlu bulunduğu belirtilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma evresinde alınan kusur raporunda da aynı nedenle sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince Adli Tıp Kurumu' ndan kusur raporu alınmış, bu raporda sigortalı araç sürücüsü kusursuz olarak belirlenmiş ise de mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyelerinden alınan çelişki giderici raporda sigortalı araç sürücüsünün bisiklet sürücüsünü gördüğünde korna çalarak uyarması, fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu şekilde davranmaması sebebiyle 2. derece kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince İTÜ öğretim üyelerinden alınan rapor hükme esas alınmış ve sigortalı araç sürücüsünün cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Temyize konu dosyada ise alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne kusur izafe edilemeyeceği belirtilmiştir. Ancak ceza dosyasında İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan rapor ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli bulunmasına göre bu rapora itibarla hüküm kurulması gerekirken yeniden rapor alınması hatalıdır. Bu bakımdan davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

2. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.