Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.05.2013 tarihinde davacının yolcu olduğu motosikletin davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu ve maluliyetin artmış olduğunu iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme yeteriz olduğundan ibranamenin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 111 inci maddesi 2 inci fıkrası uyarınca iptali ile fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın (sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı) temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya davanın açılmasından önce 38.763,00 TL ödeme yapıldığını, davacının bu bedeli az bulması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunduğunu bu başvuru sonucu davacıya 50.484,11 TL asıl alacağın ek olarak ödenmesine karar verildiğini, davacı tarafından itiraz edilmeden başvurunun kesinleştiğini ve Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün dosyası ile takibe konu edilerek tahsil edildiğini, kararın kesinleşmiş olması nedeniyle kesin hüküm varlığından davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre "davacı vekiline 29/05/2018 tarihli celsede, 6100 sayılı HMK'nun 94/1 Maddesi "Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." gereğince sonuçları anlatılarak yapılan ihtarat ve verilen kesin süreye rağmen celse talikine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet vererek mahkememize başvuruda bulunmayıp Adli Tıp Ön Raporu doğrultusunda gerekli tetkikleri yaptırmaması nedeniyle dosya kapsamından alınan maluliyet raporu ile davacının trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının bu haliyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı R.G.'de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyet tayini değerlendirilmesi yapılamadığı anlaşıldığından" gerekçesi ile davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflarınca müvekkili ile iletişim kurulmadığından ve müvekkiline ulaşılmadığından ara kararın gereğinin ifa edilemediğini, maddi gerçeğe ulaşmak ve müvekkilinin maluliyet oranının sağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi için mahkeme tarafından davacı asıla tebligat çıkarılarak ön raporun ifası için kesin süre verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bu ... göre haksız fiilin bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada trafik kazası ile oluşan zarar arasındaki illiyet bağını ve yine zararı ispatlamakla yükümlüdür. Somut olayda; gerçekleşen trafik kazası ile davacıda oluştuğu iddia olunan maluliyet arasında illiyet bağının ve yine maluliyetin varlığının ispatı davacı tarafa düşmektedir. İş bu iddia olunan maluliyet ile trafik kazası arasındaki illiyet bağının ve yine maluliyetin varlığının ispatı için; 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 01/03/2017 tarihli raporu ve yine Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 20.02.2019 tarihli maluliyet raporunda "... oğlu, 19/05/1994 doğumlu ...’ın 18/05/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının bu haliyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyet tayini değerlendirilmesi yapılamadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirildiği, iş bu raporun davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin rapora itirazı olmadığı gibi davanın ispatına yönelik yeni bir bilirkişi raporu alınması yönünde beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu aşamada ispatlanamayan zarar ve illiyet bağı yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur... Öte yandan, HMK'nın 357. maddesinde "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekiline 20.02.2019 havale tarihli maluliyet raporu usulüne uygun şekilde 06.05.2019 tebliğ edilmiş, ancak davacı vekili tarafından rapora karşı yargılama aşamasında süresi içinde İlk Derece Mahkemesine herhangi bir itirazda bulunulmamıştır... Bu nedenle davacı vekili yönünden süresinde maluliyet raporuna itiraz edilmemekle kesinleşen rapora karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ulaşılamadığı için Adli Tıp Kurumu' nca ön raporda belirtilen eksikliklerin giderilmesi için müvekkilinin Üniversite Hastanesine götürülemediğini, ara kararın yerine getirilemediğini, müvekkili asıla tebligat yapılması ve ön raporun gereğinin ifası için kesin süre verilmesi gerekirken davanın reddinin yerinde olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Zorunlu Mali mesuliyet Sigorta poliçesi düzenlenen aracın karıştığı kazada yaralanan ve malul kalan yolcunun, gelişen durum nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.