Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.08.2009 tarihinde davacı yayaya plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı kuruma başvuru yapıldığını ancak zararın karşılanmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kanun gereği belgeleri tam olarak sunmadan başvuru yaptığı için davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın ve sürücüsünün araştırılmasını, ilgili soruşturma makamından bu hususun sorulmasını, davalı kurumun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) teminat limitleri ve plakası tespit edilemediği beyan edilen aracın kusur oranı ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, maluliyet oranının kaza sonucu olduğunun belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının hesaba dahil edilemeyeceğini, temerrüdün dava tarihinde gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere göre "...Dava konusu kazaya karışan ve davacının yaralanmasına neden olduğu iddia edilen aracın plakası, sürücüsü ve işleteni belirlenememiş olup, ispat yükü kendisine ait olan davacı tarafın sözü edilen aracın plakasını, dolayısıyla araçla ilgili zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi düzenlenmediği vakıalarını, böylece davasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu kazanın 2009 yılında meydana geldiğini, kazanın üzerinden 8 yıl geçtiğini, aracın plakasını, sürücüsünü veya işletenini tespit etmenin mümkün olmadığını, davalı ...'na husumet yöneltmelerinin nedeninin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 14 üncü maddesinin 2 inci fıkrasının a bendi gereğince sigortalının tespit edilememesi olduğunu, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının hukuka uygun olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut uyuşmazlıkta, trafik sigortası bulunması gereken bir araç nedeniyle bedensel zararın doğduğu ve davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafından iddia edildiğine göre, ispat yükü davacının üzerindedir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle 15.08.2009 tarihinde trafik sigortası bulunması gereken bir araç nedeniyle bedensel zararın doğduğu ve davalı ...'nın bu zarardan sorumlu olduğunun davacı tarafından ispat edilememesine göre..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası neticesi yaralanması ve malul kalması nedeniyle uğradığı zararı gidermek zorunda olduğunu, aracın plakasının belirlenememesinin davanın reddi sebebi olamayacağını belirterek kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmadığından davalı kurumdan yaralanan ve malul kalan yaya davacının geçici iş göremezlik tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’ndan yararlanma olanağının ortadan kalkmış olması durumunda, 5684 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince kazaya neden olan motorlu aracın plakası belirsiz ise, kaza sırasında geçerli poliçesi yoksa veya eksikse, poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi iflas etmişse veya ruhsatı iptal edilmişse, çalınan veya gasp edilen araçlardan dolayı işleten sorumlu tutulamıyorsa, ...’na başvurulabilecektir. ... işletenin kusuru nispetinde sorumludur.
Somut olayda davacı yaya iken plakası tespit edilemeyen bir aracın kendisine çarpması sonucu malul kaldığını iddia ederek, cismani zararı nedeniyle davayı Güvence Hesabına karşı yöneltmiştir. Davacının olayın hemen ardından hastaneye başvurduğu, hastaneye başvurusunda olayın araç dışı trafik kazası olduğunu beyan ettiği, olayın ardından Çiğli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çiğli Polis Merkezi Amirliğine verdiği 17.08.2009 tarihli ifadesinde özetle; aracın bulunduğu bölgeye yaklaşarak kendisine hafifçe değdiğini, bu değmenin etkisi ile dere yatağına düştüğünü, daha sonra çarpan aracın kendisini Karşıyaka Devlet Hastanesine götürdüğünü, aracın plakasını alamadığını bildirdiği, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2009/14102 soruşturma 2009/8300 karar numarası ile soruşturma yürütüldüğü, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının tüm bu aşamalarda olayın trafik kazası olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, gerekirse davacının düştüğü yolundaki beyanı da dikkate alınarak yaralanmalarının çarpmanın sonucu oluşup oluşmadığı da değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

Açıklanan sebeple;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.