Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2019/35 Esas, 2019/153 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2019/1463 Esas, 2019/1004 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 63 üncü maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve yoksunluğuna karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2.Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3.Sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, 4.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 5.Kararın usule, yasaya ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğuna, 6.Re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay günü, kontrol noktasına gelmeden önce kontrol uygulamasını farkedip duran bir aracın görülerek yanına gidildiğinde, araçta kimsenin bulunmadığının görüldüğü, yapılan aramada 7 ayrı karton kutu içinde 18.600 gram esrar elde edilebilen, daralı 55.000; darasız 46.500 gram kenevir bitkisinin ele geçirildiği olayda; Ali'ye ait olan aracın Kirvem Rent A Car sahibi İsmail tarafından Çamlık Oto Kiralama Şirketi sahibi ...'e kiraya verildiği, ...'in de aracı kimliği tespit edilemeyen kendisini Adnan Demirci olarak tanıtan ve sahte sürücü belgesini şirkete veren sanık ...'e 14.05.2013 tarihinde kiraya verdiği, sahte sürücü belgesindeki TC numarasının geçersiz olduğu, sahte sürücü belgesinde yazan
113557 belge numaralı sürücü belgesinin ise Hüseyin İnanç isimli şahsa ait olduğunun tespit edildiği, Adnan'ın verdiği hatta ilişkin kayıt bulunamadığı, araç içinde bulunan Layalina ibareli karton kutular üzerinde bulunan şeffaf koli bant yapışkan yüzeyinden tespit edilen parmak izinin sanık ...'in sağ el baş parmak içi ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, sanığın, Suruç ilçesinde çalıştığını, hep Suruç ilçesinde bulunduğunu, suça konu aracı hayatı boyunca hiç görmediğini, Layalina isimli kolinin Suruç’ta çokça satılan kaçak çay markası olduğunu, arkadaşlarıyla birlikte market önünde otururken elinin bu paketlere değmiş olabileceğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, bilirkişi raporlarına göre araç kiralama sözleşmesindeki imza ve yazıların sanıkların el ürünü olmadığının tespit edildiği, 26.01.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre araç kiralama sözleşmesinde ibraz edilen sahte ehliyet belgesindeki fotoğraf, belgenin gerçek sahibi Hüseyin ve sanığın fotoğraflarının karşılaştırılmasında şahısların farklı kişiler olduklarının tespit edildiği, bozma ilamı doğrultusunda UYAP sorgulama kayıtlarındaki temyiz dışı sanıklar adına alınmış tüm GSM hatları ile sanık ... adına kayıtlı hatta ilişkin HTS kayıtlarının getirtilmesinden sonra alınan bilirkişi ve ek raporda da, araştırmaya konu numaralar arasında birbirleriyle görüştüklerine dair hiçbir iletişim kaydının olmadığı, sanıkların birbirleriyle bir irtibatlarının bulunmadığı gibi sanıkların olay günü Adana’ya geldiklerine ya da Adana'da bulunduklarına dair telefon hatlarının sinyal verilerine de rastlanılmadığının tespit edildiği, tüm bu hususların incelenmesi ve yapılan yargılama sonunda; sanık aleyhine olan tek delilin uyuşturucu maddenin ele geçtiği araçtaki eşya üzerinde parmak izinin bulunması olduğu, sanığın aşamalardaki savunmalarının aksine ele geçen uyuşturucu maddenin sanığa ait olduğu ya da naklettiği hususunda cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından 'şüpheden sanık yararlanır' evrensel hukuk ilkesi de gözetilerek sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, suça konu uyuşturucu maddelerin koliler içerisinde olup bu kolilerin üzerlerinde Layalina ibareli karton kutular olması ve bu Layalina ibareli karton kutuların üzerinde bulunan şeffaf koli bandının iç kısmı yapışkan yüzeyinde sanığa ait sağ el baş parmak izinin tespit edilmesi, sanığın tespit edilen parmak izinin koli bandının yapışkan yüzeyinde olması nedeniyle sanığın suça konu uyuşturucu maddeyi ele geçirilen karton kutulara koyup, şeffaf koli bandı ile bantlayarak koliler haline getirdiği ve ele geçirilen araç ile birlikte naklettiği kabul edilerek sanığın savunmasının soyut, mesnetsiz, inkara yönelik, hayatın olağan akışına aykırı, bilinçli olarak suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın
mahkûmiyetine karar verilmiş; sanığın suçu işleyiş biçimi ve özellikleri, kastının ağırlığının yoğunluğu, ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarının çokluğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı da nazara alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2019/1463 Esas, 2019/1004 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.