DAVA TARİHİ
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince düzenlenen toplam 157.090,50 TL tutarındaki 2017 yılına ait dört adet fatura içeriği malların davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından 31.000,00 TL'nin ödenip, bakiye 126.090,50 TL'nin ödenmemesi nedeniyle bu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davaya cevap dilekçesinde ise; 13.10.2017 ve 20.10.2017 tarihli her iki teslimatın gecikmesinde müvekkilinin kusurlu olmadığı, geç teslimin taşıma ve gümrük idari işlemlerin uzamasından kaynaklandığı ayrıca iddia edilen zararın geç teslimle illiyet bağının bulunmadığı, zira 13.10.2017 tarihli ilk teslimatta davalıya 10.000 metre ... teslim edilmesi gerekip, davalının ise Zara firmasına 22.000 adet pantolonu teslim edeceği göz önüne alındığında 10.000 metre ... ile 22.000 adet pantolonu üretip anılan firmaya teslim etmesinin imkansız olduğu, 22.000 adet pantolon üretimi için 22.000 adet zincire gerek olmasına rağmen davalı-karşı davacının sadece 10.000 metre ... siparişi verdiği ve Zara firmasına sadece 10.000 adet pantolon üretimi yapabildiği, karşı davacının eksik sipariş vermesi nedeniyle kusurlu olduğu gibi Zara firması ile aralarındaki 16.10.2017 tarihli mail yazışmasına bakıldığında, ilk teslimatta aksesuar yetersizliği yüzünden sadece 10.000 adet pantolonu teslim edebileceklerinin beyan edildiğini belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince, davacının satıma konu 39.000 metre zincirin 10.000 metresini 13.10.2017,29.000 metresini de 20.10.2017 tarihinde teslim etmesi gerekirken belirlenen tarihte teslim etmemesi nedeniyle dava dışı Zara firmasının müvekkiline verdiği 10.000 adet pantolon siparişini iptal ettiği, bu ürünlerin Zara'ya satış fiyatının 92.000 Euro olup, 30.11.017 tarihi itibarıyla 431.112 TL'ye tekabül ettiği, oysa ürünlerin iç piyasada 197.625 TL'ye satıldığı böylece müvekkilinin aradaki fark olan 233,487 TL kadar zarara uğradığını belirterek bu zararın davacı alacağından takas mahsubu ile davacının bir alacağı kalmayacağından davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Karşı dava dilekçesinde ise; davacının geç teslimi nedeniyle ortaya çıkan 233.487 TL zararının, davacı alacağı 126.090,50 TL'den mahsubu sonucu geri kalan 104.396,50 TL'nin 01.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile benimsenen tekstil mühendisi ve mali müşavir den alınan alınan ayrı ayrı iki rapor doğrultusunda; taraflar arasında mal alım satımına ilişkin mutabakat olduğu, davacı-karşı davalının sattığı ... karşılığı 126.090,50 TL alacaklı olduğu her ne kadar davalı-karşı davacının, sipariş edilen zincirin geç teslim edilmesinden kaynaklı zararlarının olduğu bu nedenle karşı tarafın kusurlu olması sebebi ile asıl davanın reddi ile alacak taleplerinin kabulünü talep etmiş ise de; teknik bilirkişi raporu uyarınca da davalının ilk sipariş adedini yanlış vermesi sebebi ile gecikmenin yaşandığı ve bu durumun davalının kusurundan kaynaklandığı, tarafların mali kayıtları incelenmesi neticesinde davacı-karşı davalının 126.090,50 TL alacaklı olduğu, davalı-karşı davacının geç teslimden kaynaklı alacak talebinde geç teslimatın kendi hatasından kaynaklanması sebebi ile haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının 13.10.2017 tarihinde teslim etmesi gereken 10.000 metre zinciri, bu tarihte teslim etmediği, bu durumun davacı-karşı davalıya 17.10.2017 ve 18.10.2017 tarihinde gönderilen iki adet e-mail ile bildirildiği ayrıca ihtarname ile bu gecikmesinin ihtar edildiğini, davacı-karşı davalı tarafından cevabi ihtarname ile aksesuar ürünlerini “ithalatın gecikmesi nedeniyle” geç teslim edildiğinin ikrar edildiğini, davacı-karşı davalının geç tesliminden dolayı müvekkilinin de imalatı ve müşterisi Zara’ya tesliminin geciktiğini ve firmanın 10.000 adet pantolonu satın almaktan vazgeçtiğini, geç teslim nedeni ile siparişlerin iptaline ilişkin hazır edilen tanığın dinlenilmediğini, tanık dinleme kararından da rücu edilmeden dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini, karara esas alınan raporların eksik ve hatalı incelemeye dayandığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşı davacının yurt dışındaki müşterisinin pantolon siparişini iptal etmesinin, taraflar arasındaki anlaşmaya konu zincirin davacı tarafından geç teslim edilmesinden kaynaklanmadığı, başka bir anlatımla karşı davacının zarar uğraması ile geç teslim arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, davacının satım bedelinden bakiye alacağı bulunduğunun taraflar arasında ihtilafsız olmasına ve ihtilafın davalı karşı davacının zarar iddiasına ilişkin bulunmasına ve zarar ile davacının geç teslimi arasında uygun illiyet bağı bulunmamasına göre ilk derece mahkemesince esas davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teslim tarihleri kesin olmasına rağmen zincirin geç teslim edildiğini, davacı-karşı davalının ithalatın gecikmesi nedeniyle malı geç teslim ettiğini cevabi ihtarnamesi ile ikrar ettiğini, bu geç teslimat nedeniyle müvekkilinin en büyük müşterisinin bir kısım siparişi iptal ettiğini, müvekkilinin zararı oluştuğunu, bu hususu aydınlatmak üzere dinletmek istedikleri tanığın dinlenmediğini, eksik ve hatalı raporlar üzerinden hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozularak kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.