Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Tokat 2. İcra Müdürlüğünün 2017/7097 E. sayılı dosyasının alacaklısının bu alacağını müvekkiline temlik ettiğini, davalının inşaatı için temlik edenden aldığı inşaat malzemelerinin bedelini ödemediğini, ticaretin her iki tarafın defterlerine kaydedildiğini, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 26.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürdüklerini belirterek şimdilik 152.424,74 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 54.797,74 TL dava tarihine kadar işlemiş faizinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğlu olan Can Gündoğdu’ya ödendiğini, alacaklının o dönemde müvekkilinin kayın babası olması sebebiyle tanık dinlenebileceğini, temlik edenin ve birlikte iş yaptığı kardeşlerinin hesaplarındaki haciz ve akrabalık ilişkisi sebebiyle ödemelerin elden yapıldığını, itirazın iptali davasında takiple bağı bulunmayan faturaların sunulmak istendiğini, takibe konu olmayan faturanın itirazın iptali davası aşamasında dikkate alınamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda davacının defter ve kayıtlarına göre asıl alacak 152.424,74 TL, toplam faizi 68.591,13 TL olmak üzere toplam alacağının 221.015,87 TL olduğunun ifade edildiği, davalı tanıklarının davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını beyan ettikleri görülmüşse de, dosya kapsamına dahil edilen defter ve kayıtlardan ve yaptırılan bilirkişi incelemesinden davacının davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 152.424,74 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, talep ile bağlı kalınarak 54.797,74 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna ödendiğini, dinlenen tanıkların savunmalarını doğruladığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı ele alınması gerektiğini, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat-kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile davanın haksız kabul edildiğini, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, bir kısım ödemelerin defterlere işlenmediğini, birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi incelemesinde talep dayanağı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların dava dışı ... ve davalı defterlerine kaydedildiği, dava dışı ... defterlerine göre temlik edenin 152.424,74 TL alacaklı, davalı defterlerinde davalının 451.658,45 TL borçlu göründüğünün belirtildiği, dava konusu edilen alacağa ilişkin faturaların davalı tarafın defterinde kayıtlı olduğu, davalının ödeme savunmasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, malzeme bedellerinin müvekkilinin eski eşi ve temlik edenin oğluna müvekkili ile babası tarafından ödendiğini, dinlenen tanıkların elde ödeme yapıldığını belirttiklerini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, takip talebi ile ilgisi bulunmayan faturaların sunulduğunu, takibe konu olmayan bir faturanın itirazın iptali davasında ele alınamayacağını, taraflar arasında gelin-kayınbaba, damat- kayınbaba, dünürlük ilişkisi olduğuna göre sadece ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasının doğru olmadığını, defter kayıtlarındaki sözleşme bedelinin mahsup edilmesi halinde davacının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, zaten bu sebeple uzun süre sonra alacağın temlik edildiğini, müvekkilinin babasının bir kısım ödemelerinin defterlere işlenmediğini, aynı ticari ilişkiye dair dosyaların birleştirme taleplerinin reddinin haksızlık içerdiğini, bilirkişi raporundaki tespite rağmen fazla alacağa hükmedildiğini, husumetin yargılamanın her aşamasında gözetileceğini, davaya konu alacağın dayanağı olan sözleşmenin taraflarının temlik eden ile oğlu olduğunu, bu hususun bir başka dosyada tanık gösterilen temlik edenin beyanında ifade edildiğini, temlik edenin oğlunun da bu hususta ikrarının bulunduğunu, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, alacak istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.