İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2020/49 Esas, 2022/42 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci

maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2022/711 Esas, 2022/978 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesi ile mağdurun şikayetten vazgeçmesi sebebiyle taksirle yaralama suçundan düşme kararı verilmesi gerektiğine, sanığın yetersiz ve soyut gerekçe ile üst sınırdan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ve sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık ile mağdurun olayın gerçekleştiği metruk bina içerisinde karşılaştıkları, mağdurun uyuşturucu madde etkisinde olup kustuğunu gören sanığın mağdurun yanına gittiği, mağdur ile konuştuğu, bir süre sonra tartışmaya başladıkları ve sanığın üzerinde bulunan 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olmayan bıçakla mağduru sol göğüs, sol kol, sağ uyluk ve sağ bacağından toplamda 7 adet kesici delici alet yaralanması ile yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayati fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı, mağdurun metruk binadan 50 metre uzaklaştığı, sanığın da peşinden gittiği, mağdurun yarasına tampon yaptığı ve polisler olay yerine gelene kadar olay yerinden ayrılmadığı, polisler geldiğinde de mağduru kendisinin yaraladığını belirterek, suçta kullandığı bıçağı rızasıyla teslim ettiği anlaşılmıştır.

2. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak düzenlenen İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun, 20.10.2021 tarihli; "...2) Sol göğüs 7.kot hizasında orta aksiller çizgide 1(bir) adet ve ön aksiller çizgide 1 (bir) adet olarak tarif edilen ve traseleri açık ve net olarak tarif edilmemiş olan 2 (iki) adet kesici delici alet yaralanmasından en az 1 (bir) tanesinin göğüs boşluğuna nafiz olarak sol hemopnömotoraksa ve sternumda kırığa neden olduğu cihetle, a. Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu...3) Sol kolda 2 (iki) adet tarif edilen ve yumuşak doku lezyonlarına neden olan kesici delici alet yaralanmalarının ayrı ayrı...b. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,4) Sağ uyluk medialde 1 (bir) adet ve sağ bacak medialde 1 (bir) adet tarif edilen ve yumuşak doku lezyonlarına neden olan kesici delici alet yaralanmalarının ayrı ayrı...b. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, 5) Sağ tibia lateralinde 1(bir) adet olarak tarif edilen, derin ve geniş

yumuşak doku lezyonlarına neden olan kesici delici alet yaralanmasının...b. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,6) Yüzde ve saçlı deride yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının...b. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,7).... şahısta saptanan tüm kemik kırıklarının müştereken hayat fonksiyonlarını orta(3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu..." görüşünü içeren raporu dava dosyasında mevcuttur.

3. Sanık savunması, mağdur beyanı, tanık beyanları, olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi, suçta kullanılan bıçak hakkında düzenlenen uzmanlık raporu, soruşturma aşamasında düzenlenen tutanaklar, sanığın nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu değerlendirilen delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, olayda ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile tespit edilememesi nedeniyle meşru savunma, 5237 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanma koşullarının bulunmadığı, eyleme uyan suç vasfının gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmanın nitelik ve ağırlığı ile 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 61 inci maddelerindeki ilke ve ölçütlere göre aynı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki temel cezanın üst sınıra yakın bir şekilde belirlenmesi yerine üst sınırdan belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Tarafların olayın başlangıcına ilişkin farklı anlatımları ve bu hususta bilgi ve görgüsü olan tanığın bulunmaması karşısında, ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiği hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile ispat edilememesi nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklandığı üzere temel cezanın fazla belirlenmesi ve sanık lehine asgari oranda haksız tahrik indiriminin uygulanmasının gerekmesi nedenleriyle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2022/711 Esas, 2022/978 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.12.2023 tarihinde karar verildi.