Kısmen kabul

SAYISI: 2017/94 E., 2019/148 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, unvan terkini talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin adına 35. sınıfta tescilli “BİZİM” asıl unsurlu markaları ile toptan satış mağazacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, aynı marka altındı bir çok ürün piyasaya sürdüğünü, markaya tanınmış statüsü kazandırdığını, davalının “BİZİM BAKKAL” adı altında davacı ile aynı sektörde ticaret yürüttüğünü ileri sürerek davalının markaya tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitini, önlenmesini, kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde ticaret unvanının terkinini talep etmiştir.

Davalı vekili 21.05.2019 tarihli beyan dilekçesinde; tarafların farklı kitleye hitap ettiğini, davacı markasının zayıf olduğunu, sonuçlarına katlanması gerektiğini, dava tarihi itibariyle kullanımın ispatlanamadığını, “BİZİM” ibaresinin tabelalarda kullanıldığını kabul etmediklerini, dayanılan markanın dava dışı şirket adına tescilli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait bakkal dükkanında "BİZİM BAKKAL 52" ibaresinin işletme adı ve markasal olarak kullanıldığı, keşif sırasında iş yeri tabelasında "BİZİM" ibaresinin mevcut olmadığı tespit edilmişse de, davacının sunduğu fotoğrafta "BİZİM" ibaresinin yer aldığı kısmın boyanarak kapatıldığının açıkça görüldüğü, ayrıca iş yerinde bulunan fiyat broşüründe "BİZİM BAKKAL" ibaresinin kullanıldığı, ancak "İ" harfleri yerine dans eden insan figürlerinin yer aldığı, bu durumun markalar arasındaki iltibas ihtimalini ortadan kaldırmaya yetmediği, işitsel ve anlamsal olarak markaların aynı olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, marka benzerliğinin hukuki nitelik taşıması nedeniyle mahkemece değerlendirme yapılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacıya ait "BİZİM" esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresini iş yeri tabelasında, ürünler üzerinde ve iş evrakında markasal olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına, davalının ticaret unvanında "BİZİM" ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, ticaret sicilinden ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “BİZİM” markasının dava dışı şirket adına tescilli olduğunu, davacının hak sahibi olduğu “BİZİM” ibaresinin değil hak sahipliği olmayan “BİZİM BAKKAL” ibaresinin kullanımının men’ini talep ettiğini, unvan terkini ile ilgili talebin reddinin gerektiğini, davacının kolaylıkla bilgi edinebileceği bir konudaki talebini şarta bağlayamayacağını, dava tarihi itibariyle müvekkilinin tabelasında iltibas oluşturabilecek şekilde “BİZİM” ibaresini kullandığına dair hiçbir delilin bulunmadığını, keşifte de kullanılmadığının tespit edildiğini, dava tarihinden önce çekilmiş fotoğraflara bakılarak karar verilemeyeceğini, “BİZİM” markasının davacının tanınmış markası olmadığını, müvekkilinin iltibas teşkil etmeyecek tarzda başkalaştırarak kullandığını, ayırt ediciliği zayıf markayı seçenin sonuçlarına katlanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talimat raporunda davacıya ait olan “BİZİM” ibareli markanın davalı tarafından işletme tabelasında ve işletme unvanında kullanılmadığı, işletme içerisinden bulunan ürün fiyat broşüründe “B Z M BAKKAL” ibaresinin ve dans eden insan figürlerinin kullanıldığının tespit edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan ve daha sonra renkli görseli ibraz edilen fotoğraflardan dava tarihinde davalının tabelada “BİZİM BAKKAL” ibaresini kullandığı, daha sonra “BİZİM” ibaresini tabeladan sildiği, davalının davadan önce bu ibareyi kaldırdığını ispatlayamadığı, bilirkişi raporundaki “BİZİM” ibaresinin zayıf marka olduğuna yönelik tespitin isabetli olmadığı, davalının ürün fiyat broşürlerindeki “BİZİM” ibaresi yazılırken (İ) harfi yerine dans eden insan figürü koymasının markasal kullanıma farklılık katmadığı, iltibas tehlikesi bulunduğu, Mahkemece davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları dışında kullanım bulunmadığı halde, tabela, ambalaj, afiş, fatura vb ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde görülmediği, öte yandan davalının ticaret unvanında “BİZİM” ibaresini kullanmadığı tespit edilmesine rağmen, davacının unvan terkini talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği, davalının dava tarihinden önce tabelasında “BİZİM” ibaresini “BİZİM BAKKAL” şeklinde markasal kullandığı, ancak dava açıldıktan sonra tabeladan “BİZİM” ibaresini kaldırdığı, ref talebinin konusuz kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının davacıya ait “BİZİM” esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan “BİZİM” ibaresini işyeri tabelasında ve ürün fiyat broşürlerinde kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan “BİZİM” ibaresinin ürün fiyat broşürlerindeki kullanımının önlenmesine, broşürlere el konularak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine karar verilmesine, hüküm özetinin ilanına, davalının iş yeri tabelasındaki kullanımını kaldırdığı anlaşılmakla, tabelaya yönelik ref talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalının ticaret ünvanında "BİZİM" ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın ve davacı tarafın sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; “BİZİM” markasının dava dışı firma adına tescilli olduğunu, davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, “BİZİM” değil “BİZİM BAKKAL” ibaresinin önlenmesini talep ettiğinden taleple bağlılık gereği “BİZİM” ibaresinin men’ini talep etmiş gibi değerlendirme yapılamayacağını, dava tarihi itibariyle müvekkilinin tabelasında iltibas oluşturabilecek şekilde “BİZİM” ibaresini kullandığının ispatlanamadığını, dava tarihinden 6 ay, 1 yıl öncesine dayanan fotoğrafların sunulduğunu, müvekkilinin “BİZİM” ibaresini dava tarihi itibariyle kullanmadığını, keşifte de bu hususun belirlendiğini, horon figürlü “B Z M BAKKAL” ibaresinin iltibasını kabul etmediklerini, müvekkilinin iltibas teşkil etmeyecek tarzda başkalaştırarak kullandığını, ayırt ediciliği zayıf markayı seçenin sonuçlarına tahammül etmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 ve 149 uncu maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.