İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2020 tarihli ve 2020/136 Esas, 2020/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birini fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2020/2392 Esas, 2021/259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca (hükümde yer alan TCK'nin 87/3. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hükümden çıkarılması, yine hükmün TCK'nin 62. Maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafında yer alan "6 YIL 8 AY HAPİS" ibaresinin çıkarılarak yerine "5 YIL HAPİS" ibaresinin yazılması suretiyle) düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri; kararın hukuka aykırı olarak kesinleştirildiğine, sanığın suç kastının bulunmadığına, temel cezanın alt sınırdan belirlenmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve haksız tahrik hükümlerinin sanık lehine uygulanması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Mağdurun, sanığa ait tıp merkezinde yaklaşık beş yıldır pratisyen hekim olarak görev yaptığı, olay günü aralarında yaşanan tartışma akabinde sanığın elinde silah bulunduğu halde mağdurun odasına girdiği, ilk önce elindeki silahı masanın üzerine bıraktığı, sanık ile mağdurun tartışmaya başladıkları, tartışmalarının büyüdüğü, akabinde sanığın masanın üzerindeki tabancayı eline aldığı, tabancanın ateş almasıyla mağdurun göbek deliğinin yaklaşık 6 cm üzerinden giren ateşli silah mermi çekirdeği ile hayati tehlike geçirecek ve ağır (4) kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunması, mağdur beyanı, tanık anlatımları, mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak düzenlenen Küçükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünün, 10.01.2020 tarihli raporu, olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi, uzmanlık raporları, görüntü kayıtları, soruşturma aşamasında düzenlenen tutanaklar, sanığın nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu değerlendirilen delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin Esas No: 2022/12430

açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, mağdurdan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, sanık hakkındaki hüküm hukuka aykırı olarak kesinleştirilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince infazın durdurulmasına karar verilerek temyiz incelemesi için Dairemize gönderildiği anlaşıldığından sanık ve müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2020/2392 Esas, 2021/259 Karar sayılı kararında sanık ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.12.2023 tarihinde karar verildi.