Esastan ret
Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının kızı olduğunu, tarafların miras bırakanı ...'nin 1998 yılında Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 928 ada 34 parsel sayılı taşınmazda 560/5760 oranında pay satın aldığını, sonrasında muvazaalı olarak davalıya temlik ettiğini, davalının bu payı 19.10.2020 tarihinde üçüncü kişiye sattığını, dava dışı bir mirasçının aynı istemle Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/191 Esas sayılı dosyası ile açtığı davanın kabul edildiğini, açıklanan durumun müvekkilinin saklı payına zarar verdiğini, saklı payı aşan kısmın tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddia edilenin aksine 928 ada 34 parsel sayılı taşınmazdaki payı üçüncü kişiden müvekkilinin satın aldığını, saklı paya tecavüz bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur
İlk Derece Mahkemesinin 04.01.2022 tarihli ve 2021/115 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile dava dışı mirasçılardan ... tarafından aynı istemle Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/191 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve 2018/319 Karar sayısı ile davanın kabulüne karar verildiği ve kesinleştiği, davacı tanığı ...'ın ifadesinden kendisi dava açmadan önce ve açtıktan sonra kardeşlerine bilgi verdiği, davacının o zaman dava açmadığı, davanın karara bağlandığı tarih esas alınsa dahi davacının miras hakkının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın "hak düşürücü süre" nedeniyle reddine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında tüm deliller toplandıktan sonra davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen kararın hâkimin tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2022/667 Esas, 2022/1023 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ilaveten davalının dava konusu taşınmazdaki payını 19.10.2020 tarihinde sattığını, müvekkilinin saklı payının zedelendiğini 25.10.2020 tarihinde öğrendiğini, hak düşürücü sürenin geçmediğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
"Tenkis davası açma ..., mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer"
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.