Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar dava dilekçesinde; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii, 2 pafta, 931 parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuya kayıt edildiğini, bu taşınmazın ...'ün kardeşi olan murisleri ... ile müşterek alındığını; ancak masraf yapmamak adına ... adına tescil edildiğini, ...'ün söz konusu yerin yarısının kardeşi ... 'e ait olduğuna dair 14.01.1981 yılında ... Köyü muhtarı ...'ün mühürü ile şahitler huzurunda 2 sayfalık senet tanzim ederek murislerine verdiğini, ...'ün vefat etmesi üzerine geriye mirasçıları olan davalıların kaldığını, dava konusu taşınmazın çaplı tasarruf vesikası ile ikiye bölündüğünü fakat taraflar arasında taksim edilmediğini belirterek dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davacılar adına tescil edilmesini talep etmişlerdir.
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; babaları muris ... tarafından söz konusu senet nedeniyle davacıların babası muris ... 'e taşınmaz verildiğini; ancak davacıların ve babasının senedin kaybolduğunu iddia ederek babaları muris ...'e iade etmediklerini, açılan davanın haksız olduğunu, haricen satışın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; açılan davanın davacıların murisi ... ile davalıların murisi ... arasında düzenlenen 14.01.1981 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, davacıların 19.01.2021 tarihli celsede mirasçılar ... ve ...'ün açılan davaya muvafakat vermediklerini beyan ettikleri, muris ... 'ün bir kısım mirasçılarının dava açtığını, bir veya bir kısım mirasçının iştirak hâlindeki pay üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmadığından, terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için dava açamayacağı, dava açıldığı tarihte muris ... 'ün mirası el birliği mülkiyetinde olduğundan ve davacıların veraset ilâmına göre kendi adına tescil talep etmiş olmaları nedeniyle açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açtığından maddi ve manevi tazminat talebinin de aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ..., ..., ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç
1. Davacı ... istinaf dilekçesinde; ...'un 09.10.2020 tarihli dilekçesinin tamamen uydurma ve komplo olduğunu, bahsettikleri yer ve tarihler ile senetlerin bu dava ile alakası olmadığını, yargılamanın eksik ve taraflı olduğunu, hukuki olarak yapılmadığını bildirerek yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davacı ..., ... ve ... istinaf dilekçesinde; murisleri ... ve ... arasında paylı mülkiyetin varlığının 14.01.1981 tarihinde düzenlenen muhtar senedi ile ispatlandığını, bu belgede ... 'ün taşınmaz yüz ölçümünün yarısı olan 3.600 metrekarelik alanın bedelinin ...'e ödendiğinin imza altına alındığını, davalıların taşınmazların mülkiyet devrinin ancak yazılı şekilde yapılması gerektiğinden bahisle şekle aykırılığı kötü niyetli olarak ileri sürdüğünü, dürüst davranma ilkesine aykırı davrandıklarını, davanın kabulü gerektiğini bildirerek yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasçılardan bir kısmı olan davacıların terekeye dahil bir mal için üçüncü kişilere karşı tek başlarına dava açma sıfat ve yetkileri bulunmadığından davanın bu nedenle reddine karar verilmiş olması, yine bir an için davacıların murisi ... 'ün tüm mirasçılarının (dava dışı ... ve ...'de dahil olmak üzere) işbu davayı açmış olmaları hâlinde dahi tapulu taşınmazların 4721 s. TMK'nın 706,6098 s. TBK'nın 237,2644 s. TK'nın 26,1512 s. NK'nın 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince haricen satışının geçersiz olduğuna göre davacıların tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verileceği hususu, yine davacılardan ...'ün 19.06.2018 tarihinde vermiş olduğu cevaba cevap dilekçesiyle; maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, 14.01.2020 tarihli dilekçesinde maddi tazminat talebi yönünden dava değerini 1.000,00 TL, manevi tazminat talebi yönünden dava değerini 100.000,00 TL olarak belirlediği, davacılardan ... maddi ve manevi tazminat talep ettiği dilekçesinde "... ve diğerleri" şeklinde beyanda bulunmuşsa da diğer davacıları temsil etme yetkisi bulunmadığı, davacı ... 19.06.2018 tarihinde vermiş olduğu cevaba cevap dilekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinde bulunulan dava konusu 3.600 m² taşınmazın gelirini, davalıların hileli davranışlarından dolayı zorlanması sebebiyle maddi ve manevi tazminat talep ettiği, maddi ve manevi tazminat talebi incelendiğinde davacı ... terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açtığından maddi ve manevi tazminat talebinin aktif husumet yokluğu gerekçeleriyle davacıların davalarının reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar temyiz dilekçesinde; muris ... ve ... arasında paylı mülkiyetin varlığının 14.01.1981 tarihinde muhtar nezdinde düzenlenen senet ile ispatlandığını, her ne kadar taşınmazların devri Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi uyarınca resmî yazılı şekle tâbi olsa da adi yazılı şekilde yapılan devrin aykırılığının kötü niyetli olarak ileri sürülmesi sebebiyle Medeni Kanun'un herkese bir yükümlülük olarak yüklediği dürüst davranma ilkesine açık aykırılık meydana geldiğini, davalıların beyanlarında davaya konu taşınmazın tarafımızca kullanılmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmadığı gibi mülkiyet hakkının kanıtı olarak da değerlendirilemeyeceğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine yöneliktir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237,2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89 uncu maddeleri, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.