Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)5237 sayılı TCK'nın 142/2-a maddesinde düzenlenen kişinin malını koruyamayacak durumda olması halinin, mağdurun akli, bedensel veya ruhsal durumundan kaynaklanmış olması gerektiği, mağdurun yaşlı ve kalp hastası olmasının tek başına bu maddenin uygulanması için yeterli olmadığı, yine 15.06.1930 doğumlu olup suç tarihinde 82 yaşında olan katılan ...'ın, beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğuna dair mahkemenin gözlemi ve/veya uzman tabip raporu bulunmadığının anlaşılması karşısında, katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğuna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-son maddesi ile uygulama yapılması,
Kabule göre de;
2)Sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesine uyduğu halde, aynı Yasa'nın 142/2-a-b maddeleri ile uygulama yapılması
3)Sanıklar hakkında 142/2-a-b maddeleri gereği belirlenen 3 yıl 6 ay hapis cezasından 142/2-son maddesi gereği 1/4 oranında artırım yapılırken sonuç cezanın 3 yıl 16 ay 15 gün yerine 4 yıl 4 ay 13 gün olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
4)Sanık ...'ın sabıka kaydında mevcut tekerrüre esas alınan İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/92 Esas ve 2010/1465 Karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. maddesinde yazılı tehdit suçuna ait olduğu ve CMK'nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının ve sanığın başka da tekerrüre esas alınabilecek sabıkası olmadığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5)Suçu birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin ''ayrı ayrı'' yerine, "eşit şekilde'' alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
6)Sanıklar hakkında; kasten işlemiş oldukları suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, ve yine T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
7)Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesine atıfta bulunan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılması gerektiği,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 04/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.