Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya kasko sigortalı aracın davalı şirketin otoparkında park halinde iken çalındığını, sigortalının zararının davacı tarafça karşılandığını, sigortalının haklarına halef olarak ödenen tazminatın rücuan tazmini amacıyla davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalı tarafça haksız yere takibe itiraz edildiğini açıklayıp itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının dolduğunu, aracın davalıya ait otoparkta çalındığını kabul etmediklerini, sözkonusu otoparkın davalı şirkete değil alışveriş merkezine ait olduğunu, aracın otoparktan çalındığı hususunun şüpheli olduğunun davacının da kabulünde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 07.01.2014 tarihli ve 2013/65 Esas, 2014/3 Karar sayılı kararıyla; davacı ... şirketine kasko sigortalı aracın davalıya ait otoparktan 12.04.2006 tarihinde çalınmasından dolayı davacı aleyhine sigortalı tarafından araç bedelinin tazmini istemi ile açılan davada mahkeme kararı ile sigortalı araç sahibine 23.500,00 TL sigorta bedeli ödendiği, aracın çalınmasından dolayı sigortalının haksız eyleme dayalı açacağı tazminat davalarında Borçlar Kanunu'nun 60/1 maddesine göre öngörülen zararın zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, sigorta bedelini ödeyen sigortacının da zarara yol açan kişi aleyhine sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı rücu davasının zamanaşımının sigortalının aynı kişiye karşı açacağı davanın zamanaşımına tabi olduğu ve aynı tarihte başladığı, somut olayda davacının 1 yıldan çok sonra icra takibine geçtiği, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, yine dava konusu olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1268 inci maddesine göre de sigorta ilişkisinden doğan bütün işlemlerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağının açıkça belirtildiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.12.2014 tarihli, 2014/12500 Esas, 17810 Karar sayılı ilamıyla, "Dava, davalının muhafaza sorumluluğu altındaki otoparkta bulunan aracın çalınması nedeni ile ilgili zararın tazminine ilişkindir. Davacıya sigortalı araç davalının otoparkına park edilmiş ve 12.04.2006 tarihinde çalınmış, mahkemece 1 ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişki vedia ilişkisi olup, davacıya sigortalı aracın da davalı otoparkında bulunduğu sırada çalındığı sabittir. Davalının vedia sözleşmesi gereğince BK'nun 125 inci maddesi hükümleri gereğince sorumluluğu bulunduğu, sigorta bedelini ödeyen sigortacının da zararına yol açan kişi aleyhine sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı rücu davasının zamanaşımının sigortalının aynı kişiye karşı açacağı davanın zamanaşımına tabi olduğu ve aynı tarihte başladığı, vedia sözleşmesinde zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu gözetilerek işin esasına girilerek karar vermek gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi doğru olmamış.." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme isteği Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.10.2015 tarihli ve 2015/8241 Esas, 2015/10234 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece 16.05.2017 tarihli ve 2015/1071 Esas, 2017/608 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/771 Esas, 5709 Karar sayılı ilamıyla, hüküm, "Mahkemece, davalının sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de davaya konu aracın davalının sorumluluğunda olan otoparkta çalındığına, davaya konu aracın davalının otoparkına giriş yaptığına ve park edildiğine ilişkin kesin ve somut delillere yer verilmemiştir. Eldeki davadan önce, sigortalı tarafından davanın davacısı sigorta şirketi aleyhine Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/201 Esas sayılı dosyası ile kasko sigorta sözleşmesi nedeni ile tazminat davası açılmış, bu davada aracın çalınıp çalınmadığı, ispat yükünün kimde olduğu, rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmadığı irdelenmiş, varılan neticede hırsızlığın gerçekleştiğine karar verilmiş, anılan dava ile sadece hırsızlık olayının gerçekleştiği ve teminat kapsamında kaldığı kesinleşmiş, hırsızlık olayının nerede ve nasıl gerçekleştiği konusu o davanın konusu olmadığından irdelenmemiş ve hırsızlığın nerede gerçekleştiği hususu kesinleşmemiştir. Davalının sorumluluğuna karar verilebilmesi için davaya konu aracın davalının sorumluluğunda olan otoparka giriş yapıp park ettiğinin somut delillerle ispatı gerekmekte olup, aracın davalının sorumlu olduğu otoparkta çalındığına dair davacının iddiası dışında bir delile de dosya içinde rastlanmamıştır. Dosya içersinde bulunan, özel güvenlik görevlilerince tutulan tutanakta; kamera görüntülerinde davaya konu aracın otoparka girişinin gözlemlenmediği de belirtildiğine göre, otopark güvenlik kamera görüntülerinin de incelenerek aracın davalının otoparkına bırakılıp bırakılmadığının, aracın davalının otoparkında iken çalınıp çalınmadığını kesin olarak belirlendikten sonra davalının sorumlu olup olmadığına ve sair hususlara karar verilmesi..." gerektiği gerekçesiyle bozulmasına, bozma ilamının neden ve şekline göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının karar düzeltme isteği Dairenin 10.06.2021 tarihli ve 2021/14146 Esas, 2021/2826 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "bozma kararı sonrasında 14.12.2021 tarihli celsede bozmaya uyularak kamera görüntülerini sunmaları için taraflara kesin süre verilmiş ayrıca hırsızlığın meydana geldiği otopark görüntüleri davalı şirketten müzekkere aracılığı ile istenmiş ise de aracın 2006 tarihinde çalındığı ve kamera kayıtlarının 30 günlük tutulduğu gerekçesi ile kamera kayıtlarının gelmediği, Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesinde düzenlendiği üzere "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.", yine 6100 sayılı HMK'nun 190/1 inci maddesi gereğince "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir; davacı vekili tanık listesi sunmuş olup tanık olarak çalınanplakalı aracın maliki ve aracın çalındığı anda kullanıcısı olan gösterdiği, görgüye dayalı tanıklığı olmadığından diğer tanık in Jandarma tarafından 12.04.2006 tarihinde ve Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/201 E. sayılı dosyasından 12.10.2009 tarihinde alınan ifadesinde plakalı aracı olay tarihinden üç ay önce kullanıp iade etmek için aldığını davaya konu aracın yedek anahtarının kendine ait aracın ve bir kısım eşyasının 04.04.2006 tarihinde çalındığını, davaya konu aracın ise 12.04.2006 tarihinde migrostan çalındığını 1,5-2 gibi çalındığını beyan ettiği, davada aracın davalının otoparkında çalındığı hususunun ispatı davacı tarafta olduğundan ve buna ilişkin davacının arkadaşının tanıklığı haricinde kabule yarar kesin ve inandırıcı delil sunulmadığı gibi davacı ... şirketinin Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/201 E. sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinin 2. sayfasında'in tanıklığına atıf yaparak bu beyanın tek başına delil olma kabiliyetinin olmadığını savunduğu anlaşıldığından" davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, Yargıtay bozma ilamının bir önceki bozma ilamıyla çeliştiğini, Dairenin 04.12.2014 tarihli ve 2014/12500 Esas, 17810 Karar sayılı bozma ilamında davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişkinin vedia ilişkisi olup davacıya sigortalı aracın da davalı otoparkında bulunduğu sırada çalındığının belirtildiğini, sigortalı aracın davalı otoparkına bırakıldığını ve burada iken çalındığına dair başta tanıklar olmak üzere ispat araçlarının dinlenmediğini ve derlenmediğini, davalının takibe itiraz ve aşamalardaki dilekçelerinde ikrarları olduğunu, müşterilerinin hizmetine ücretsiz olarak sunulan bir otoparkta gerçekleşen hırsızlık olayından şeklindeki açık ikrara rağmen davanın reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, sigortalı tarafından açılan davada davanın ihbarına rağmen davalının davaya katılmayarak aracın kendi otoparkına bırakılmadığını, burada iken çalınmadığını ileri sürmediğini, davalının zarardan sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
kasko poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
269,85 TL 0.H.
80,70 TL P.H.
189,15 TL Kalan