Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2017 tarihli ve 2017/213 Esas, 2017/158 Karar sayılı kararı ile aynı Mahkemenin 2017/146 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya 2017/146 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2018 tarihli ve 2017/146 Esas, 2018/120 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 08.02.2019 tarihli ve 2018/2009 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Her türlü şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmasının usûl ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Görevin ifası sırasında, görevlileri fark eden sanığın içinde 50 paket THC, 5F-ADB, AB-FUBINACA içeren maddenin bulunduğu cips poşetini yere koyduğunun görüldüğü, keşif ve bilirkişi incelemesi
sonucu sanığın ilk görüldüğü yer ile poşetin bulunduğu yerin lise sınır duvarına ve aile sağlık merkezine 200 metreden yakın mesafede bulunduğunun tespit edildiği olayda;
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; olay tutanağı içeriğinden ve tanık olarak dinlenen tutanak mümzilerinin beyanlarından yerde ele geçirilen poşeti sanığın attığına kanaat getirildiği, uyuşturucu maddenin miktarı, özel hazırlanmış küçük şeffaf poşetçikler içinde satışa hazır halde bulunması, umuma açık bir yerde yakalanması hususları bir arada değerlendirilerek sanığın uyuşturucu maddeleri satışa arz etmek kastıyla bulundurduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine; keşif sonrası ibraz edilen bilirkişi raporuna göre uyuşturucu maddelerin okul sınır duvarına ve aile sağlığı merkezine 200 metreden daha az bir mesafede satışa arz edildiği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmaması, iki nitelikli hal gerçekleştiği halde alt sınırdan uzaklaşılmaması, sosyal inceleme raporu düzenlenmemesi, lehe kanun değerlendirmesi yapılmaması hususlarında hükme yapılan eleştiriler dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usûl ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanığın içinde 50 paket uyuşturucu madde bulunan poşeti görevlileri farkederek yere koyması şeklinde gerçekleşen eyleminde keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sanığın ilk görüldüğü yer ile poşetin bulunduğu yerin lise sınır duvarına ve aile sağlık merkezine 200 metreden yakın mesafede bulunduğu belirlenmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2022 tarihli ve 2022/10-197 Esas, 2022/731 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan fiillerden, ani ve tek hareket ile suçun işlendiği yerin tespitine uygun nitelikte olmayan “nakletme ve bulundurma” fiilleri yönünden aynı maddenin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezada artırım yapılabilmesi için suç oluşturan bu eylemler bakımından, sanığın suç teşkil eden “nakletme ve bulundurma” eylemleri ile suçun işlendiği yer arasında bir bağın kurulabilmesi gereklidir. Sanığın suçu
işlediği yeri, suç teşkil eden nakletme veya bulundurma eylemleri için yeterli ve makul bir süre kullanması ve bunu gösterir birtakım davranışlarının tespit edilmesi halinde bu bağın kurulduğu kabul edilmelidir. Nakletme veya bulundurma eylemi ile suçun işlendiği yer arasında bu nitelikte bir bağın kurulamadığı durumlarda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında ceza artırımı yapılmaması doğru bir uygulama olacaktır. Aksinin kabulü hâlinde ise üzerinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçu için yeterli miktarda uyuşturucu madde bulunduran ve ikametine veya başka bir yere gitmekte olan sanığın, yolu üzerinde bulunan ve madde kapsamında sayılan yerlerden birisinin 200 metre yakınından gelip geçmekte olduğu sırada durdurulması durumunda, durdurulduğu/yakalandığı yer olan suçun işlendiği yer ile hiçbir bağının kurulamamasına rağmen hükmolunacak cezasından artırım yapılması gibi haksız bir sonuca yol açacaktır.
Suça konu 50 paket uyuşturucu maddenin ele geçiriliş şekli, suçun işlenme biçimi ve tüm dosya kapsamı ile sanığın ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu sabit olan eyleminde; "sanığın yakalandığı dolayısıyla suçu işlediği değerlendirilen yeri ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma eylemi için yeterli ve makul bir süre kullandığına dair yeterli delil bulunmadığı" anlaşılmakla, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uygulanarak fazla ceza tayini hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 08.02.2019 tarihli ve 2018/2009 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.