Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı 3.kişi vekili, 21/03/2011 tarihli haczin yapıldığı işyeri ile haczedilen ayakkabıların müvekkiline ait olduğunu bu hususun maliye kaydından ve belediye ruhsatından anlaşılacağını, bu nedenle haczin kaldırılmasına %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını yetkili mahkemenin Adana Mahkemeleri olduğunu, esas bakımından ise haciz mahallinde borçlunun soyadını taşıyan Yaver Kundura tabelasının bulunduğunu, 3. kişi ile borçlunun anlaşarak malların devredilmiş gibi gösterildiğini bu nedenle, davanın reddini; Mahkeme aksi kanaatte ise, istihkak davasına karşı tasarrufun iptali davası açtıklarını, bu sebeple tasarrufun iptali ile haczin devamını talep etmiştir.
Mahkemece, icra dosyasına sunulan faturalara göre, ayakkabıları davacının satın aldığı, davacının işyerini 11.11.2010 tarihinde açtığı, ayrıca iş yeri ruhsatının davacı adına olduğu, tüm bu hususların davacının istihkak iddialarını doğruladığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına, % 20 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96 maddesine dayalı olarak 3.kişinin açtığı istihkak davasıdır.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup, bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4,50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nun 5,6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında Yasa'ca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden, yetki ilk itirazının HMK'nun 19/2 maddesi gereğince cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir.
Somut olayda, davalı alacaklı taraf süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Adana Mahkemeleri olduğunu belirterek usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece yetki ilk itirazı olmasına rağmen işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.